Ey inananlar!.. İşitin ve belleyin. Bizden önce helak edilen tüm topluluklar elleri, dilleri ve gönülleri ateş karşısında topluca tutulmuş insanlardı. Hiç kimse, ‘Birileri benim yerime haddi aşanlarla mücadele etsin...’ diyemez. Ateşi gören herkes onu söndürmeye çabalamakla mükelleftir. Ya kalben buğzedersiniz, ya dilinizle uyarırsınız, ya da elinizle düzeltirsiniz; bu, gücünüze ve teslimiye tinize kalmıştır. Yarın Hesap Günü her nefis kendi ameliyle Rabbinin huzurunda olacak. Bile bile kendinizi ateşe atmayın!”
“Eğer bir memlekette zulümler çoğalmışsa, haddi aşanlar gemi azıya almışsa, hakka riayet eden vicdan sahiplerinin bu in sanlara ‘Dur...’ demesi gerekir. ‘Neyime lazım, benden uzakta kal sınlar...’ diyerek bu ateşe sırtlarını dönenler, tüm bu suçlara iştirak etmiş olurlar. Bu yüzden, Dedem Resûlullah, ‘Zulüm karşısında susanlar, dilsiz şeytanlardır!’ buyurdu.
İnsanoğlu duyduğu sözlere önceleri burun kıvırsa bile, zamanla gönlünün ‘ acabalar’ ile dolmasına mani olamaz. Ardından, ‘Var bir hakikat ki, herkes bunu söylüyor...’ der. Yeter ki aynı sözler defaatle tekrarlansın.