Öğretmen yalvarmaz ,boyun eğmez, el açmaz,ders verir
Eğitim bir ticarethane, okul bir işletme, öğrenci ise müşteri değildir.Eğitimin niteliği, öğretmenin çalışma koşullarına bağlıdır;taban maaş hakkı, öğretmeni insafsız piyasa koşullarından koruyacak biricik güvencedir.Eşit işe eşit ücret ilkesi temeldir,öğretmenlerin hakları pazarlık konusu edilemez.Ancak maalesef okullarda ihtiyaç olmasına rağmen ataması yapılmayan , özel okullarda kölelik şartlarında çalıştırılan ,tek bir öğrencinin verdiği parayla maaşları karşılanabilecekken emeğinin hakkını alamayan öğretmenlerimiz hakları için mücadele ediyor , dayak yiyor ve yalnız bırakılıyor,şu an açlık grevindeler.Desteğimiz onlardan yana.Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz,öğretmen ders verir!
Alıntı
Şiirimin adı: Enflasyon
Enflasyonla söz kestik, krizle nişan, Sevdalar bu sezon düştü ofsayta! Romantizm dediğin lüks bir heyecan, VAR’dan da döndü aşk, düdük aleyhte. ​İlk buluşma dersen büyük yatırım, İki kahve içsek sarsılır bütçe. Tektaşı geçtim ben, çeyrek ne hacet, Kuyumcu vitrini konuşur Çince! ​Kürsüden diyorlar: "Evlenin çabuk!" "Üç çocuk yapın ki dolsun bu hane!" Hesaplar ekside, cüzdanlar yamuk, Bebek bezi görmek tam bir efsane. ​Şimşek gibi çarpar rasyonel zemin, Kredi kartının eksi limiti. Maaş yattığı gün bozulur yemin, Aşk karın doyurmaz, ye şimdi simit! ​Sor şimdi bu devrin dertli kuluna, Aşk onun neyine, sevda neyine? Kira artışına kafa yorarken, Gönül düşer mi hiç düğün derdine? F.A.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
—Neye bakıyorsun? —Girdiğim her yerde çıkışlara bakarım. Unuttun mu? Ben askerdim. —Evet. Şimdi ise kiralık katil. Maaş az geldi herhalde.
(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
Çıraklık' ve %62'lik Yapay Zeka Primi
PwC'nin 15 Haziran 2026'da yayınladığı Küresel YZ İstihdam Barometresi, şimdiye kadar duyduğunuz tüm dar kapsamlı, küçük çaplı anketleri çöpe atıyor. 6 kıtadan ve 27 ülkeden toplanan tam 1 milyardan fazla iş ilanı, devasa yapay zeka algoritmalarıyla tarandı ve ortaya çıkan fotoğraf son derece net. İşte detaylar: workshopers.com/blog/buyuk-kari...
Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bıraktığıma pişman değilim.
Herkesin ailesinin maddi durumu iyi değil. Benim ki de öyle. Burası Avrupa değil. Kirada kalmak için bile asgari ücretli olarak ek maaş gerekebilir. Öğrenciler tek maaşla hem okuyup hem çalışarak bir evde kalamaz. Ancak birkaç kişi ev tutarsa ortak kiraya çıkar ve çalışırlar. Onda bile para her şeye yetmez. Devir değişti. Bu çağın insanları sürünmek değil, yaşamak istiyor. Aklı çalışmayan anlamaz. Doğru söylüyorlar. Ben kendime yeni kıyafetler üniversitede alamadım.Eski üniversitemde mesela yemekhanedeki yemekler o kadar kötüydü ki aç kalıyordum. Devletin verdiği üç kuruş burstu. Bursu krediye çevirip kullanmaya başladım. Halam bana para verirdi. Annem bana para verirdi. Ama asla yetmezdi. Aldığım para 4 bin bile değildi. Yurt kirası, telefon faturası ve aç kalınca dışarıdan yenen yemekler. Eğitim kitapları. Ben dışarıda keyfi harcama genelde yapamazdım. Yol ücreti falan derken zaten sıkışırdım.Sürekli borçlanırdım. Onu ödemekle uğraşırdım. Kesinlikle devlet öğrencileri adam yerine koymuyor. Ama çözüm okulu bırakmak değil. Ben mesela açıköğretime en son geçtim maddi sorunlardan dolayı. Aile evinde kalıyorum artık. Eski bölümü bıraktım maalesef. Yemeğim evde, kıyafetim evden. Tek sorun ders ödemesi. Onu da güç bela ödüyoruz. Mesela şu an dışarıda işe girsem ancak böyle hem çalışıp okuyabilirim. Başka türlü örgün öğretimde hem okuyup hem çalışmak zor.
1000Kitap