Fıkıh, İmam-ı A'zam ve hümam-ı efham efendimiz hazretlerinin lisan-ı hakikat-beyan-ı 'alllerinde الفقه معرفة النفس ما لها وما عليها cümlesiyle tarif buyurulmuştur Yani; nefs-i insaninin kendine nafi' veya muzır şeyleri, saadet-i hakikiyesi esbabını tamamıyla bilmesi veya bilebilmesi veya bilebilmesi için mevzu' olan kava'id-i külliyesi demektir ki evvela üç kısma ayrılır:
1. İlim ve itikada ait olan şeylerdir ki bu kısmına fıkh-ı ekber, ilm-i akaid, ilm-i tevhid, ilm-i kelam tesmiye olunur.
2. A'mal ve efale ait olan kısmıdır ki buna da sadece "fıkıh" namı verilir.
3. Ahlak ve vicdaniyata ait olan kısmıdır ki buna da ilm-i tasavvuf tabir olunur.
Olumlu manada terakki geçmişi silip yeni baştan bir düzen kurmak değil, geçmişten beslenerek onu zenginleştirmektir:
"Terakki, mazideki kıymetlerden istiğna değil, onları ta'dilat ve keşfiyyat-ı cedide ile daha mütekamil kıymetlere iblağ etmektir, tabir-i aharla servet-i eslafa servet-i ahlafı zammeylemektir." (Dibace).
"Çünkü alemde hiçbir şey tebdil-i hüviyetle ıslah edilemez, ifna edilir. İyi olması arzu edilen bir hastanın kalbi kesilip atılamaz, kesilmek şöyle dursun, o kalbin ayrıca takviyesine itina edilir." (Dinimiz, Devletimiz, 2)
Canımı canan eğer isterse minnet canıma
Can nedir kim anı kurban etmeyem cananıma
Can ile bizden eğer hoşnud ola cananımız
Cana minnettir onun kurbanı olsun canımız (Fuzulî)
Peygamber'in Kuba Mescidi'nde ilim öğrenenlere verdiği altın öğüt unutulmamıştır:
تعلموا ما شئتم أن تعلموا
فلن يأجرَكم الله حتي تعملوا
“Öğrenmek istediğiniz her şeyi öğrenin. Ancak amel etmediğiniz sürece Allah size mükâfat vermez. “
وَوَضْعُ النَّدَى في مَوضِع السيفِ بالعُلا
مُضِرّ كوضعِ السيفِ في مَوضِع الندى
Sözün kılıç gibi kuşanılması, Kılıcın söz yerine kullanılması kadar zararlıdır. (Mütenebbî)
'Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı''na yakın bir beyt.