"Duyularım yok olmuşlardı. Gördüklerim ve işittiklerimle benim aramda bir mesafe vardı, belki hissettiklerim de aynı durumdaydı. Bende yaşayan yalnızca kekre bir soluktu. Ağladım. Gözyaşlarım çevremdeki bunca kalın duygulu insanın hesabını görmeliydi. Gerçi onlar için ağlıyor değildim. Ağlayan ben de değildim aslında. Bir bent yıkıldı ve ırmak boşalmaya başladı. Bendi yıkan ben değildim.."
Eskiden alimler medresede okutacakları kitapları seçmeden evvel konuyla ilgili en mükemmel kitabı değil, kitaplar arasında yazarı en kâmil olanı seçerlermiş. Akli ilimler kadar kalbi ilimlerde de ileriye gitmiş ehl-i maneviyat musannifler tercih edilirmiş.