Babam evde yoksa, okula giderken mahallemizdeki bakkalımızdan harçlık alabileceğimizi biliyorduk. Şimdi "bir çocuğun marketten harçlık isteyebilmesi" fikrine ne kadar uzak duruyorsak, hayat o kadar acımasız ve mekanik bir hale dönmüş demektir.
Kendi durağımızda bizi bekleyen aşklarımıza, ölüm haberlerimize, ateşte bekleyen yemeklerimize, ödenmemis faturalarımıza, tesbih çeken annemize, yarım kalan intiharlarımıza döneceğiz. Kendi durağımızda yarım kalan duamıza, yarım kalan uykumuza, yarım kalan masalımıza, yarım kalan kavgamıza döneceğiz.
Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak.