mahrameva

Oğuz'un kurultayda babası Kara Han'a sözleri:
"Komutansız bir ordu ve ordusuz bir komutan olmaz. Komutan halkının çıkarlarını düşünmezse halk yok olur. Türk alplerini Tunguz komutanların emrine veremezsiniz. Bey dediğin halkın hizmetkârıdır. Onları köle yapmaya çalışmaz. Halkının çıkarlarını koruyarak, onlara mutluluk ve refah getirecek amaçlar edinir."
Sayfa 54 - Sayfa6·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Genç Oğuz'un Uluğ Bey'e sözleri...
"Ben bir bilgin değilim. Her insan bilgin olmaz. Ama her ikisine de ihtiyacımız var. Bilgiye ve güce." Uluğ Bey bu sözler üzerine tebessüm etti. Kafasını öne eğerek sessizliğe daldı. Türklere göre savaş, varlıklarının korunması için bir zorunluluktu. Bu onların hem yaratılışından gelen karakterleri hem de yaşanılan coğrafyanın bir dayatmasaydı.
Sayfa 54 - Sayfa6·Kitabı okudu
"Bugünü var olanla anlamaya çalışma. Gördüklerine takılıp kalma. Önüne bakmak istiyorsan önce geçmişi tanımalı ve bilmeliyiz. Ancak o zaman gelecek seni yüce bir şekilde karşılayacaktır."
Sayfa 50 - Sayfa6·Kitabı okudu
"Gök Tanrı nedir? Gökte mi yaşıyor?" "Bu soruyu uzun zamandan beri hocaya soran olmamıştı. Tanrının kendisi bizzat gönüldür. Temiz, duru, üstün huzur diyarı orada olduğu için, tanrıyı yalnızca orada bulabilirsin. Gönül ve dış varlık. Her ikisinin aslını düşün. Gönül dışında ne gibi töre var, dikkatle bak." "Ben dışarıda her şeyi görüyorum ama. Renkleri, yolları, atları..." "Tamam işte. Dışarıda ne varsa, renklerde, ağaçlarda, yollarda, hepsinde tanrı'dan bilgiler var. Bu bilgileri almazsan kötü yolların tohumları saçılır içine." "Hangi bilgi iyi, hangisi kötü, nereden bileyim. Nasıl ayırt ederim?" "Akıllı insan her zaman daha yanılmadan dikkat eder. Dikkatli olursan Tanrı sana en üstün kapıları açar. Dünyanın büyülü bir rüya gibi olduğunu anla. Kendini kaptırmadan, öfkelerine hakim ol. İyiyi de kötü de ayırt eden Tanrıdır. Her zaman temiz olan gönlü Tanrı bilir. Bunu düşün ve başka şeylerle uğraşmayı bırak. Çünkü en üstün töre budur. Bunu anlayan insan Tanrıyı bulur." Oğuz çocuk kalbinde hocasının sözlerini anlamaya, doğru muhakeme etmeye çalışıyordu. Anlayamıyordu. Gökyüzünde parlak güneşi, ayı, yıldızları görebiliyordu. Atlarla bile konuşabiliyordu. Peki ya tanrı? 'Göklere sığmayacak kadar yüceyse, küçücük gönlümde nasıl bulabilirim onu?' diye düşünüyordu. Oğuz, Uluğ Bey'e sormaya devam etti: "Tanrı da güneş gibi parlıyor mu?" Uluğ Bey kısa bir gülücük attıktan sonra sözlerine devam etti: "Gökyüzündeki ayın şavkına kendini kaptırarak avucundaki Cevheri bırakıverme. Her zaman yalnız dış görünüşü arayarak, hazır buza su değildir diye aldanıp kanma. Uyanık ol. Yazın suyuna kış gününde buz derler. Kışın buzuna da yazın su derler. Yanılırsan asıl Tanrıya her şeyi benzetebilirsin. Yanılmazsan eğer Tanrı bizzat senin gönlüne yerleşir. İşte o zaman mercimek kadar kaygı sen
Sayfa 42·Kitabı okudu
Bilgiliye bilgisi, giysi ve aştır. Bilgisizin davranışı kötü bir arkadaştır.
Sayfa 33 - Sayfa6·Kitabı okudu
Edebiyat