Ömer Faruk Yücer

Vefatinin ardından da gönüllerde yeni bir hayranlık dalgası estirmiş, onun için dillerde dualar dolaşmıştır. Çünküü Medine'de gelir kaynağı olmayan dullar, babaları cihad meydanlarında ölen yetimler, yaşlılar ve bakıma muhtaç insanlar vardi. Bunlardan 100 kadar âilenin gece kapısına erzak bırakılır, düzenli olarak geçimleri temin edilirdi. Hiç kimse bu erzakın, bu yardımın nereden ve nasil geldiğini bilmezdi. Ali Zeynelâbidîn vefat edince erzak ve yardımlar kesildi. Yıkanırken sırtında ve omuzunda urgan izleri görülmesinin sebebi merak edilmisti. izlerin sebebi erzak ve yardımların kesilmesiyle ortaya çıktı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İbn Ziyad bir mektup yazarak Mekke ve Medine Emiri Amr ibn Sa'id'e Hz. Hüseyin'in şehadetini müjdelemişti. O da münadiyi (tellalı) çağırarak ondan sokak sokak dolaşarak bunun duyurulmasını istedi. Haberi duyan Haşim Oğulları ve dostları derin hüzün yaşamışlardı. Kadınlar ağıtlar yaktılar, gözyaşları döktüler. Onların feryad haberleri gelince Amr ibn Sa'id; "Bu Osman’ın hanımlarının ağlamasının karşılığı olsun," dedi.
Bir gün birlikte otururlarken Yezid, oğlu Halid'e işaret ederek Hz. Hüseyin’in oğlu Ömer'e; "Bununla savaşır misin?" dedi. Ömer çok küçüktü. Yezid onunla şakalaşmak istemişti. "Her şakanın içinde bir ciddiyet payı vardir" denilir; esasen bu şakalaşmada da ciddiyet payı vardı. Hem de ciddi oranda vardı. Küçük Ömer cevap verdi: "•Bana bir hançer ver, ona da ver, vuruşalım." Yezid bir tuhaf olmustu. Ancak Ömer' in bu açık sözlülüğü ve cesareti çok hoşuna gitmisti. Onu kucakladı, bağrına bastı. Araplarda kullanılan ve bizde "Babasının oğlu değil mi?" manasına gelen "-Et parçası! Ben onu babası yılandan tanırım! Yılan, yılandan başka ne doğurur," dedi. Bunun içinde hem takdir, hem tenkid, hem tedirginlik vardı.
Hz. Hüseyin' in kızı Fatıma,kızkardeşi Sükeyne'den daha büyükçeydi. Ona; "-Ya Yezid! Rasûlullah'in kızları esir." dedi. Yezid, onun esir sözüyle ne demek istediğini anlamıştı. Şu ana kadar esir muamelesi görmüşler ve kendilerine köle ve esir gözüyle bakılmıştı. İslam hukukuna göre Müslüman, müslümana esir alamaz, ona esir veya köle muamelesi yapamazdı. Üzüntülü bir ifade ile; " Kardeşim kızı! Bu benim istediğim bir sey değildi." dedi.
içeri alindilar. Hz. Hüseyin’in oğlu küçük Ali, Yezid'in yakınına getirilmişti. Yezid de içindeki suçluluk duygusunu bastırma arzusuyla olmalı ki Ali'ye hitap ederek karşı suçlamayla söze başladı: "-Ali! Baban akrabalk bağımızı hiçe saydı. Hakkımı bilmemezlikten geldi. Saltanatımda bana rakip çıktı. Allah da ona gördüğün şeyi yapti. Genç Ali'den yine veciz cevap geldi: "Yeryüzünde vuku bulan veya başınıza gelen her musibet kitapta kayıtlıdır. " (Hadid (57 / 22) Yezid Ali'ye gıpta etmiş olmalı ki yanında bulunan oğlu Halid'e döndü; "-Ona sen cevap ver," dedi. Halid ne diyeceğini bilemedi, cevap da veremedi. Onun suskunlugunu gören Yezid oğluna; "Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Allah çoğunu da affeder.” (Şûra (42)/30)