Hz. Hüseyin’in başı gelince ibn Ziyad onu bir tasın içine, bazı kaynaklara göre de ters çevrilmiş bir kalkana kaydurttu. Elindeki dal parçası ile önce burnuna dokundu;
“-Çok da güzelmiş, bu kadar güzelini hic görmemiştim, “ dedi. Alayla takdir karışık gibiydi.
Orada bulunan Enes(ra), "-O, Rasulullah'a en cok benzeyendi," dedi.
İbn Ziyad şimdi de dudaklarını aralayarak dişlerine dokunuyordu. Enes(ra), " Benden kötü söz duyacaksın. Ben, sopanı dokunduğun o yeri Rasûlullah'in öptüğünü gördüm," diyerek ikazda bulundu. İbn Ziyad gayr-i ihtiyari sopasını geri çekti.
Bu sırada orada bulunan Zeyd ibn Erkam’ın tepkisi daha ağır olmuştu. "-Çek o dişlerden sopanı! Kendisinden başka hiçbir ilah olmayana yemin olsun ki ben Rasulullah’ın dudaklarını onları öperken gördüm," dedi.
Hz. Hüseyin’i mızraklayıp öldüren Sinan, başını bedenden ayırıp Ömer İbn Sa’d’ın çadırının önüne geldi. Orada bütün gücüyle cürmünü haykırıyordu:
“Bineğim altın ve gümüşle dolmalı.
Katlettim gözlerden ırak tutulan asıl hükümdarı.
Öldürdüm anne baba açısından insanların en
hayırlısını.
Yok ettim, bütün nesepler içinde en kıymetli nesep sahibinin hayatını.
Ömer: “Şunu içeri alın!” dedi. Yanına girince elindeki kırbacı ona doğru fırlattı. “Sen deli misin! Bu sözleri İbn Ziyad duyarsa boynunu vurdurur,” diyerek cürmünü ve çılgınlığını ilan eden Sinan’ı ikaz etti.
Muhammed ibn Müslim isimli bir zat anlatıyor:
"Hz. Hüseyin çevresini saran insanlara yükleniyor, bir taraftan da şöyle diyordu: "-Beni öldürmeyi mi arzu ediyorsunuz? Allah'a yemin olsun ki benden sonra, benden daha çok ölümüyle Allah’ın gazabını üzerinize çekecek bir kul öldüremeyeceksiniz. Allah için sizin bana yaptıklarınız sebebiyle Rabbimin beni mükafâtlandıracağı, sonra siz farkına varmadan sizden benim intikamımı alacağı ümidini taşıyorum. Şunu iyi bilin: Allah 'a yemin olsun ki beni öldürdüğünüzde Allah sizi birbirinize düşürecek. Cezanızı birbirinizden bulacak, birbirinizin kanını akıtacaksınız. Bu çektiklerinize de razı olmayacak çekeceğiniz elim azabı katlayacaktır.
İlk oku atan Rasulullah 'ın okçusu Sa'd ibn Ebi Vakkas'ın oğlu Ömer’di. Ok attığı ise Rasulullah’ın torunu Hz. Hüseyin... Sahne, ne garip bir sahneydi!
Yezidin ordusunu bırakıp Hz. Hüseyin’in yani hakkın yanına geçen Hurr ibn Yezid'in sesi tekrar yükseldi:
"Size yazıklar olsun! Hüseyin'i, hanımlarını, kızlarını, hrıstiyanların, yahudilerin rahatlıkla su içtiği, yabani domuzların, yırtıcı hayvanların içine girdiği, su içip içinde yuvarlandığı Fırat suyundan su almaya, içmeye bırakmıyorsunuz.
Elinizde esirmiş gibi hiçbir şey yapamıyorlar!'