Ömer Faruk Yücer

Hz. Hüseyin sözlerine şöyle devam etti: "Ey İnsanlar! Beni bırakın yeryüzünde güven duyduğum bir yere çekileyim. " Cevap verdiler: " Amca oğullarının hükmüne raz olmana ne mani var?” Bununla Ümeyye Oğullarını, dolayısıyla Yezid'i kastediyorlardı. Hz. Hüseyin, "-Allah'a sığınırım!" dedi ve Ğafir Suresin’deki şu âyeti okudu: "Hesap gününe inanmayan her mütekebbirden benim de rabbime, sizin de rabbinize sığınırım. Sonra atından indi. Ukbe İbn Sem'ân' dan onu bağlamasını istedi, Ukbe atı bağladı. Hüseyin(ra) sözüne yerde devam etti: "-Söyleyin! Sizden birini öldürdüm de bunun için mi beni ele geçirmek istiyorsunuz? Yoksa malınızı mi alıp yedim? Ya da birinizi yaraladım da onun kısasını mı yapmak istiyorsunuz?" Susuyor, cevap vermiyorlardı.. Böyle bir durumda ne denebilirdi ki? Onların bildikleri ve durmadan tekrar ettikleri bir şey vardı; Yezid'e biat.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İbretle okunması, üzerinde dikkatle durulup, müzakerelerde bulunulması gereken Hacc suresi 11. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor : "Kimi insanlar vardır, Allah'a harf üzere (dil ucuyla) iman eder islâm davasının kenarında yer alır, tehlikeden, fedakarlık gerektiren yerlerden uzak dururlar. Eğer menfaat elde ederler, islâm saflarında olmaktan faydalanırlarsa buna memnun olur, davayı sahiplenir, içinde görünürler. Zarar görür, kayba uğrar, imtihan vermesi, fedakarlık göstermesi gereken bir durumla karşı karşıya gelirlerse, islâmdan yüz çevirir, uzaklaşırlar. Böyle bir kimse, dünyasını da ahiretini de kaybetmiştir. Bu, apaçık ziyânın, hüsrânın ta kendisidir. "
Hz. Hüseyin Yezid’in ordusuna şöyle buyurdu: "Kendinize dönün. Kendi kendinizi bir muhasebeden geçirin. Bana karşı savaşmanız doğru mu? Ben sizin Peygamberinizin kızının oğluyum. Rasul kızının benden başka yeryüzünde oğlu yok. Ali babam. Çifte kanatlı Ca’fer amcam. Şehitlerin Efendisi Hamza babamın amcasi. Allah Rasulü benim ve kardeşim için; Bu ikisi cennet ehli gençlerinin efendileridir, buyurmuştu. Her söylediğim haktır. Beni tasdik ediyor musunuz? Vallahi Allah’ın yalanı cezalandırdığını öğrendiğim günden beri asla bilerek yalan söylemedim. Bana güveniniz yoksa Rasulullah’ın ashabına sorun. Cabir ibn Abdullah'a, Ebu Sa'id'e, Sehl ibn Sa'd'a, Zeyd ibn Erkam'a, Enes ibn Malik'e sorun! Onlar haber vereceklerdir." Sessizlik hakimdi. Taş kesilmiş gibiydiler. Hüseyin Hz. , "-Yazıklar olsun! Bunlar sizi kanımı dökmekten alıkoymuyor mu?" diye haykırdı.
Hazırlıklarını tamamlayan Hz. Hüseyin atına bindi. Mushafı önüne koydu. Atıyla birlikte karşısındaki insanlara döndü. Sonra; "Allah'ım! Her sıkıntılı anda güvendigim, dayandığım sensin. Her şiddet anında ümit bağladığım sensin, diye başlayarak dua etti. Bu sırada hasta ve halsiz durumda olan oğlu Ali de ata bindi. O da savaşmak istiyordu. Hz. Hüseyin'in sesi yükseldi: "-Ey İnsanlar! Size söyleyeceklerimi dinleyin!" Herkes susmustu. Sanki zaman durmuş, insanlar donmustu. Hz. Hüseyin Allah'a hamd ü senâda bulundu. Sonra sesini tekrar yükseltti: "Ey insanlar! Eğer sözümü kabul eder, insaflı davranırsanız bu sizin için daha büyük saadet vesilesi olur. Beni öldürmek için yollar aramazsınız, sözümü kabul etmezseniz söyleyeceğim şudur: "Siz de ortaklarınızla birlikte bir araya gelip yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın, aleyhinize gelişmesin sizi tasaya sevk etmesin. Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana mühlet ve fırsat da vermeyin." (Yunus (101 / 71) "Şüphesiz benim koruyanım, dayanağım Kitab'ı indiren Allah’tır. O bütün salih kullarına yardımcı olur ve onları korur. " (A'raf (7) / 196).
Sayfa 125·Kitabı okudu
Hz. Hüseyin ve yanındakileri takip eden, çadırların uzağından daireler çizerek durmadan çevreyi tarayan bu birliğin başında Azre İbn Kays vardı. Hz. Hüseyin’in şu ayetleri okuduğunu duyduğunu söylüyordu: "Hakkı inkâr edenler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara verdiğimiz mühlet ancak günahlarını artırmaları içindir. Onlar için elim bir azab vardır. Allah Mü' minleri bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Sonunda murdar, çirkef olanı temiz ve güzel olandan ayıracaktır. Yine de size gaybı bilme gücü ve imkâni verecek değildir. Fakat Allah rasullerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve rasullerine iman edin. Eğer iman eder takva sahibi olursanız, sizin için büyük bir ecir vardır." (Âl-i İmrân (3) / 178-179)