Ömer Faruk Yücer

Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve 'hakikaten ben müslümanlardanım' diyen bir insan ayrılık çıkaran olamaz. Emniyetin en hayırlısı Allah' ın bahşettiği emniyettir. Allah'a inanmayan, dünya hayatında Allah korkusu taşımaz. Dünya hayatında Allah'tan dilediğimiz korku, yarın kıyamet gününde bize huzur ve güven verecek korkudur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hz. Cafer'in Habeşistan hicreti sırasında dünyaya gelen oğlu Abdullah bir mektup yazmış, Iraklılar hakkında onu uyarmış, "-Allah için onların yanina gitme!" demişti. Hz. Hüseyin ona; "-Ben bir rüyā gördüm. Rüyamda Rasulullah'ı gördüm, o bana bir şey emretti. Ona doğru gidecegim. Yapmam gerekeni yapıncaya kadar bu rüyanın ne olduğunu kimseye söylemeyeceğim," cevabını gönderdi.
Akrabasından olan Bekir ibn Abdurrahman Hz. Hüseyin’in yanına geldi. "-Amcaoğlu!" dedi. "Irak ehlinin babana ve kardeşlerine yaptığını gördün. Şimdi sen bu insanların yanına varmak için yola çıkmak istiyorsun. Onlar dünyaya kul olmuş insanlardır. Sana yardım vaad edeni bile karşına geçip seninle savaşabilir. Sana muhabbet besliyor olsa bile sevmediği insanların yanında yer alıp seni yardımsız bırakabilir, çaresizliğe terk edebilir. Allah için kendi canını korumanı hatırlatırım. Onun aşkı için ne olur kendini koru!" Hz. Hüseyin onun bu sözlerine; " ' Amcaoglu Allah ecrini, mükâfatını lütfetsin. Allah 'ın takdir ettiği ne ise o olur," dive karşılık verdi. Bu sözleri duyan Bekir; "İnna lillahi ve inna ileyhi râci'ûn" dedi ve ekledi: "-Artık Hüseyin'i Allah yoluna feda edilmiş sayıyoruz."
Iraklılar Hz. Hüseyin'i hakikaten ümmetin başında görmek istiyorlar, ümmetin birlik ve dirlik bulma, izzet ve şeref dolu günlerine dönme ümidinin ona bağlı olduğuna inanıyorlarsa, mektup yazıp çağırmak yerine güçlü bir birlik ile gelir onu ve ailesini alır, koruma altında Kûfe'ye getirirlerdi. Yüzlerce fersah mesafeyi tehlikelerle yüzleşerek aşmasına fırsat vermezlerdi.
Belki de Mekke'de kalması için en çok ısrar edenlerin başında Abdullah İbn Abbas(ra) vardı. "Harem'i terk etme. Eger Iraklıların gerçekten sana ihtiyacı varsa, gerekirse buraya ulaşmak için develerle sahralar aşar yanına gelirler. Sen de çevreni saran bir orduyla, bir güçle buradan çıkarsın.