Müslim İbn Akil kendisini içki içmekle itham eden Ubeydullaha verdiği cevap:
“Müslüman kanlarını dökenler, bunu kendilerine hayat tarzı seçenler, Allah’ın mükerrem kıldığı canlara hiçbir haklı hükme dayanmadan kıyanlar, nice hayatı zulümle söndürenler, bazen sırf öfkelendiği, bazen de kapıldığı vehmi bahane edinerek insanları katledenler, arkasından hiçbir sey yapmamış gibi çalıp oynayanlar benden daha çok içkiyle anılmaya layıktır."
İnsanoğlu, insanlığını kaybedince ne kadar çirkefleşebiliyordu. Rahman'a kul olmak yerine Şeytana uşak olma gayretinde olan ne kadar çok insan vardı. İblis ne kadar çok insanın kanına karışmak için yol bulabiliyordu.
Kûfe Emiri Nu’man İbn Beşir’in Hz. Hüseyin taraftarının kışkırtıcı cevabına karşı verdiği cevap:
"Allah'a itaat yolunu seçip de zayıflardan olmak, ma'siyet yolunu tutup güçlü ve cebbâr olmaktan gönlüme daha hoş geliyor!"
Hz. Hüseyin Kûfe'nin durumunu yakından bilme niyetindeydi. Gözü ile görenden, basiretle durumu değerlendirenden güvenilir haber almak istiyordu. Onu çağıran dillerin söyledikleri sözler yürekten miydi, kararlılık dereceleri neydi, sayıları ne kadardı, aksini düşünenler de var mıydı, varsa oranları ne idi? Bunları bilmeye ihtiyacı vardı. Çünkü Mekke'yi bırakıp Kûfe'ye yönelmek, harp bayrağı açmak, farklı bir diyarda güçlü bir cephe oluşturmaya adım atmak demekti. Bunun için ciddi bir hamle yapma manasına gelirdi.