İnsanlıktır bu ... kat kattır , en sağlam , en güzel mücevheri en alttadır , soydukça insanlığı kabuğundan soydukça , bir kat , iki , üç , dört , beş kat , gittikçe aydınlanır insanlık , güzelleşir . Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur .Adam olan hem kendi kabuğunu , hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır . soydukça ortalık aydınlanır, soydukça...
Azgın suratlı , bereli adamlar , gözleri velfecr okuyan , camiden allahla yaman bir dövüşten çıkmışçasına , yüzlerinin olanca nurunu orada , içerde bırakmış çıkan insanlar , mümin mi bunlar , bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar , bunlar mı mümin?
Kuşlar da başlarını alıp gittiler,çoktaaan....
İnsanlık öldü mü dedim.
Yok dedi , ölmedi , ölmedi ama bir şeyler oldu , başka bir yerlerde sıkıştı kaldı heralde?
Nerede kaldı acaba ?
Mahmudun yüzü sevinç ışıgında şakıdı .İnsanlık belki de Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde , bu yürek dolusu sevincindedir , kim bilir , belki...
O zamanlar insanlar , daha iyiydiler denemez , kim bilir ,ama daha başkaydılar. belki de kuşları daha çok seviyordular. Belki de yürekleri yufka , daha acımayla , daha sevgi doluydular. Belki de doğaya daha yakındılar kim bilir ...