Bizim hemen sözünü edeceğimiz sofra, toplantı sonrasında açılan sofralardır! Ne ki, yineleyelim, yıllardır topluma aşılanan "benden sonra kıyamet" bencilliği ile de gerekirler şirâzesinden çıkmış; bir çapaçulluk egemen olmuştur! Oysa, bu sofralara, sandalyeler, "garç-gurç"la çekilmeden, usulca oturulur. Dirsekler masaya dayanmadan beklenir.
Yemek dağıtımından sonra, yemeğe, çatal-bıçak "dah!" edilmeden; bir büyüğün ya da sofrayı açanın, "Buyrun, afiyet olsun!" sözlerinden sonra başlanır! Yemek sırasında, höpürtü, şapırtı-şupurtu, homurtu, oh, üf(leme) sesleri çıkarılmaz! Ağız dolu; çatal-matal elde; hele karşıdan karşıya, konuşulmaz! Söylenecek bir dizi "-maz!" vardır ya; kısaltalım: Yemek bitiminde, çatal-bıçak tabağa yan yana konur. Sandalye sessizce, geriye verilerek kalkılır! Hemen söyleyelim: Bu gerekirler aile sofraları için de geçerlidir! Ve bu sofralar, edep-erkânın başköşede oturduğu sofralardır!