Seçkin karşıtı olmanın yanı sıra popülistler her zaman çoğulculuk karşıtıdır. Popülistler sadece ve sadece kendilerinin halkı temsil ettiğini iddia eder. Mesela bir parti kongresinde muhaliflere meydan okurken "Biz halkız. Siz kimsiniz?" diye açıklama yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı düşünün. Erdoğan, elbette muhaliflerinin de Türkiyeli olduğunu bilmektedir. Diğerlerini dışlayan temsil iddiası ampirik bir iddia değildir, açıkça ahlaki bir iddiadır. İktidar için mücadele ederken popülistler siyasi rakiplerini ahlaksız ve yozlaşmış elitler olarak tasvir ederler; iktidara sahip iken ise hiçbir muhalefet onların gözünde meşru değildir.
Şeytan, Adem ve Havva'yı izliyor:
"Anlaşılan her şey onların değil;
Ölümcül bir ağaç duruyor orada, ismi Bilgi Ağacı;
Yasakmış ondan tatmaları: Yasak Bilgi
Şüphe uyandırıcı, sebepsiz. Tanrıları bunu niçin
Onlardan esirgesin? Günah olabilir mi bilmek,
Ölüm olabilir mi? Cehalete mi borçlular şu hallerini;
Bu mudur itaatlerinin, imanlarının kanıtı olan
Mutluluklarının aslı? Ne de güzel bir temel bu,
Üzerine yıkımlarını inşa etmek için!
Daha fazla bilme arzusu ve haset dolu komutları
Reddetme arzusu uyandıracağım zihinlerinde;
O komutlar ki, mümkünken ilahlar seviyesine
Çıkmaları bilgiyle, onları aşağı seviyede
Tutmak için tasarlanmış. Kapılarak bu hevese,
Tadına bakar ve ölürler: Ne olabilir bundan öte?
Her halükarda dünya tarihinin geneline hiçbir anlam kazandırmamış olan yeni dünya devlet oluşumlarını görmezden gelirsek, tüm tarihin itici gücü ve her devletin oluşum sebebi olarak elimizde, çiftçiler ve çobanlar, işçiler ve haydutlar, ova ve otlak arasındaki zıtlık kalır...