Muhammed Emin Yıldırım hocamızın ahlâk serisi kitaplarından biri. Günümüzün en büyük problemi olan kardeşlik konusunu hocamız eserinde titizlikle işlemiş. Kardeşlik ile ilgili bı zatihi hayatından ,sahabe efendilerimiz in yaşamlarından bize örnekler vererek en güzel şekilde öğretmeye, anlatmaya çalışmış.
Bende anladığımı gayretle anlatacağım inşallah okumak isteyenlere birazda olsa içeri hakkında fikir oluşmuş olur....
Kardeşlik yalnızca kız kardeşimizle veya erkek kardeşimizle aramızdaki bağ , olgu değildir. Kardeşlik aynı dine inandığımız aynı davaya başkoyduğumuz bu yolda bizim gibi savaşan bu uğurda ter döken kardeşlerimizle bağımsızdır da . Nasıl ki parmağınıza diken batsa tüm elimiz acır. Öyle de bir kardeşimizin farklı diyarda farklı cografyada onun da eline diken batsa bizimde elimiz acır tıpkı diğer parmaklarında acısını çekenler gibi....
Bizim birbirimizi uyarmamız, hatta gerektiğinde kizmamız gerekir. Çünkü müslüman biri müslüman din kardeşinin acı ve cefa çekmesini hatadan dolayı cezalandırıpmasını azap çekmesini istemez istememelidir. kardeşimizin ten rengi değil merci olan. Din kardeşimiz olmasıdır. Takvadır asıl olan şey. Muhammed Emin Yıldırım hocamızının dediği gibi birbirimizin yakasını tutmaktan kâfire baş kaldıramıyoruz . Oysa kardeşlik bizim için lüks değil olmasa olmaz bir esarettir. Kardeşlerimizin acılarıyla ağlamalı kendi acımız gibi yüreğimz acı hissetmeli nice kardeşimiz zulum ve esaret içerisindeyken bir yudum su bulmazken biz nasıl rahat yataklarımızın sıcak yorganlarımız altında birşeyler den şikayet eder onları hiç düşünmeden konuşur ve herşey çok güzelmiş gibi kardeşlerimiz o halde değil gibi yaşarız. Utanmayız onca varlıkta hiçbirsey yok ki yiyelim, hiçbirsey yok ki giyelim hiçbirseyimde yok ki misafire ikram edeyim bu seferde