"bilinçli olarak aradığın şeyi aradığın yoldan elde edemezken o şeyi düşünmeyi bırakıp terk ettiğin geçmişinden ya da ummadığın bir ara yoldan, havadan süzülürcesine sunan hayat ne garip."
yunan efsanelerinde görülen yarı-tanrılar sadece düşüncelerde değil, gerçekte de vardı. şu an bile bu dünyada yaşadıkları söylenebilirdi. gerçeklikte yaşamaktan yorulmuş, gerçekliğin kabalığı ve vahşiliğinde aşkı ile nefreti tamamen tüketmiş, ruhlarının aşırı hassas dokusu yüzünden gerçeklik tarafındam amansızca takip edilen varlıklardı ve ölüm için çok fazla yaşama duygusuna sahiplerdi.
mataiçi'nin genel olarak hayata karşı düşünceleri umutsuz hâle geldi. o soğuk boşluk hissi, onun tutkulu gençlik arzularını rahatlıkla yalnızlığa boyadı ve sessiz bir iç çekişi ciğerlerinin derinliklerinden boşaltarak tükürdü. buna rağmen mataiçi esrara bürünen bu aşktan giderek daha fazla gurur duymaya başladı.