Mesele istemeyi bilmektir belki de. Olmuyor, vermiyor diye umudu tüketmek yerine kapıyı çalmayı bilmediğini fark edip yeniden denemektir. Hem olmadı diye bunca hüzne gerek var mıdır ki?
Olmuyorsa, vardır bir bildiği.
Zira O, bilir...
"Ele geçmezse eğer sevdiğimiz, çare ne; eldekini sevmeliyiz." Olmuyorsa olana şükretmeliyiz. Hem belki de istemeyi bilmediğimizden istediğimiz nasip olmuyordur. Ya da belki O, veriyordur da biz almayı bilmiyoruzdur.
"Ecevit," dedim, "kim o? Gerçekten Ecevit mi adı?"
"Bizim buraların meczubudur o."
"Ben dedim işte abi bak, köyün delisiy- miş" diye atladı birden Selim kimsenin bilmediği bir şeyi bilmiş bir edayla.
"Deli değil." dedi Ömer amca kaşlarını çatarak "meczup" diye de üstüne bas- tırarak söyledi. "Meczupla deli aynı de- ğil. Hoş ikisi de aklını yitirmiştir denir ama aklını terk edenlere deli denir de gönlünü bulanlara meczup. Aşıklara deli diyenin aklı yoktur."