Çoğu zaman, bile bile yüzümüze kapatmaz mıyız tüm kapıları?
Nerede bir insanın iyi olacağı düşüncesi varsa oradan kaçmıyor muyuz? Terk etmiyor muyuz her şeyi? Nerede bize dürüst davranan
insan varsa, bırakmıyor muyuz onları? Yalancılığa teşvik etmiyor
muyuz? Yalancı gülümsemelere, sahte günaydınlara, en karanlık
noktalarımızla inanmıyor muyuz? Oysa iyi insan demek, mükemmel sihirbazlık numaraları yapan her şeyi profesyonelce yönetip
saklayan kamufle eden demek değildi.
İnsanlık ile ilgili tüm bu suçlamaların hangisini yapıp hangisini yapmadığımı bilmeyerek, sadece insan olduğum için, hepsini yamalı
bir zırh gibi üzerime giyip, dilimde benliğini kaybetmiş olan sana,
ev sahibime “İhtiyar Adam” sıfatını vererek gizli özneli hayatında
dolaylı değil, doğrudan yer edip, tümleç görevi üstlenerek girdim
hayatına.
Bir insan adını kaybettiğinde benliğini kaybetmiş olur. Benliğin kayıp belirtileri sevdiklerinin terk etmesiyle başlar. İsmini duymamakla devam eder ve yalnızlıkla son bulur. Hiç kimsenin sana gülümsemediğini, adını söylemediğini fark ettiğinde sabah doğan güneşin, gece aydınlatan ay ışığının hiçbir anlamı kalmaz sende.