Osman

İyi ve insani ilişkilerin tek bir kuralını söylemek güçtür fakat bütün dinlerin ve ahlak felsefesinin esasını teşkil eden ve Altın Kural diye adlanmış olan şu kural her zaman işimize yarayabilir. "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma, sana hoş gelen şeyi sen de başkalarına yap!"
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne kadar küçük ve önemsiz olursa olsun, her ferdin değişmeyen bir temel ihtiyacı vardır. O da "takdir edilmek", "adam yerine konulmak" ihtiyacıdır. Hepimiz başkalarının bize ihtiyaç duymalarını bekleriz.
İnsan ve Duygular
Soysuz bir idareci yeni bir mevkiye geçer geçmez ilk iş olarak kendisine uygun aletler bulmaya çalışır. Bunlar onun adına yalnız menfaat toplayan değil aynı zamanda onun istediğine göre işlerin seyrini sağlayan kimselerdir. Bu tip ajanları bulmak güç değildir çünkü onun bu şöhreti daha kendisi o mevkiye gelmeden önce her tarafa yayılmıştır. Bazı memurlar memnunlukla gönüllü olarak ona katılırlar. Birçoğu da zamanla gönüllülerin parlak durumlarını görünce arka planda nöbet bekledikleri yerlerden çıkarak onlarla birleşirler. Geride kalmayı ve direnmeyi tercih edenler ise zamanla etkisiz bir hale getirilir. Bozulmuş bir idarecinin yetkisi altında hastalık mikrobunu taşıyanlar gelişirlerken ötekiler mahvolurlar. Kısacası, Grasham Kanunu işlemeye başlar. Bunun neticesi olarak da, kalitesi yüksek iş yerini, alçak kaliteli işe, iyi memurlar da yerlerini kötülerine bırakırlar. Bu şekilde soysuzlaşma bir orman yangını gibi bütün teşebbüse sirayet eder. Böyle bozuk bir hava içinde de bencillik hizmetin üzerine çıkar, işbirliği imkansız hale gelir ve herkes menfaatinden başka bir şey düşünmez olur. Teşebbüsü felâkete götüren bir durumdur. Soysuzlaşma yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Hatta aslında idareci kendisi onun buluşmasını istemese bile. Çünkü şu yüksek düzeyden aşağılara doğru akar ve suyun bulunduğu yer ne kadar yüksek olursa akış hızı da o kadar fazla ve yapılacağı yüzey de o kadar geniş olur. Bir teşkilatın yüksek kademelerinden aşağı kademelerine doğru devamlı bir surette akan bu karakter seli yer çekimi kanunu kadar doğru ve evrenseldir. Yüksek bir amir kendi kusurlarını kolayca kusur olarak kabul etmez ve bu yüzden de astlarının onu taklit etmelerine de kolayca mâni olmaz fakat farkına varıp da kendi yaptıklarının aksini vaaz etmeye kalksa bile bu
Mareşal Sir William Slim başkalarını başarı ile yönetebilecek insanda şu esas 5 vasfın bulunması gerektiğini söyler: "Cesaret, irade kuvveti, tolerans, bilgi ve bütün bu özelliklerin üzerine temellendiği son vasıf dürüstlük. İnsanların size inanmalarını sağlayan şey"(Nüvit Osmay)
Bir amirin, yöneticinin cam kavanoz içinde yüzen altın balığı kadar saklı özel yaşayışı vardır. Onun çalışkanlığı ve dürüstlüğünü, onun devletin zamanını, telefonunu, pastasını boş yere veya kendi çıkarı için kullanıp kullanmadığını, pozisyon veya etkisinden faydalanarak kendisine özel imtiyazlar sağlayıp sağlamadığını teşkilattaki en basit odacı bile bilebilir. (İnsan Mühendisliği-Nüvit Osmay)