Osman

Kendilerine yardım edenlere Allah da yardım eder.
Kendilerine yardım edenlere Allah da yardım eder. Tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilmediklerinden insanlar ruhlarının eşini bulduklarında bunu Şansa, kadere, talihe, mucizeye ya da Tanrı'nın lutfuna bağlarlar. Gerçekten büyük olan her şey Tanrı nın yardımıyla gerçekleşmiştir ama kendilerine yardım edenlere Tanrı da yardım eder. Her gün ne yaptıklarının farkında olmadan herkes ruhunun eşini bulmak için bir şeyler yapmaktadır. Doğru yere doğru zamanda giderek mucizenin gerçekleşmesine yardım ederler. Meyve olgunlaştığında elimizi uzatıp onu dalından koparırız. Benzeri şekilde hazır olduğumuzda ve doğru yerde bulunduğumuzda ruhumuzun eşini buluruz. Amaçlı olarak ya da olmayarak bu kişiler kendilerini öylesine olumlu bir ortamda bulurlar ki bu ortam onların anında bir kimya hissedebilecekleri kişilerle karşılaşmalarına neden olur.
Sayfa 347 - Altın Kitaplar·Kitabı okuyor
İlişkiler
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İyi ve insani ilişkilerin tek bir kuralını söylemek güçtür fakat bütün dinlerin ve ahlak felsefesinin esasını teşkil eden ve Altın Kural diye adlanmış olan şu kural her zaman işimize yarayabilir. "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma, sana hoş gelen şeyi sen de başkalarına yap!"
Ne kadar küçük ve önemsiz olursa olsun, her ferdin değişmeyen bir temel ihtiyacı vardır. O da "takdir edilmek", "adam yerine konulmak" ihtiyacıdır. Hepimiz başkalarının bize ihtiyaç duymalarını bekleriz.
İnsan ve Duygular
Soysuz bir idareci yeni bir mevkiye geçer geçmez ilk iş olarak kendisine uygun aletler bulmaya çalışır. Bunlar onun adına yalnız menfaat toplayan değil aynı zamanda onun istediğine göre işlerin seyrini sağlayan kimselerdir. Bu tip ajanları bulmak güç değildir çünkü onun bu şöhreti daha kendisi o mevkiye gelmeden önce her tarafa yayılmıştır. Bazı memurlar memnunlukla gönüllü olarak ona katılırlar. Birçoğu da zamanla gönüllülerin parlak durumlarını görünce arka planda nöbet bekledikleri yerlerden çıkarak onlarla birleşirler. Geride kalmayı ve direnmeyi tercih edenler ise zamanla etkisiz bir hale getirilir. Bozulmuş bir idarecinin yetkisi altında hastalık mikrobunu taşıyanlar gelişirlerken ötekiler mahvolurlar. Kısacası, Grasham Kanunu işlemeye başlar. Bunun neticesi olarak da, kalitesi yüksek iş yerini, alçak kaliteli işe, iyi memurlar da yerlerini kötülerine bırakırlar. Bu şekilde soysuzlaşma bir orman yangını gibi bütün teşebbüse sirayet eder. Böyle bozuk bir hava içinde de bencillik hizmetin üzerine çıkar, işbirliği imkansız hale gelir ve herkes menfaatinden başka bir şey düşünmez olur. Teşebbüsü felâkete götüren bir durumdur. Soysuzlaşma yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Hatta aslında idareci kendisi onun buluşmasını istemese bile. Çünkü şu yüksek düzeyden aşağılara doğru akar ve suyun bulunduğu yer ne kadar yüksek olursa akış hızı da o kadar fazla ve yapılacağı yüzey de o kadar geniş olur. Bir teşkilatın yüksek kademelerinden aşağı kademelerine doğru devamlı bir surette akan bu karakter seli yer çekimi kanunu kadar doğru ve evrenseldir. Yüksek bir amir kendi kusurlarını kolayca kusur olarak kabul etmez ve bu yüzden de astlarının onu taklit etmelerine de kolayca mâni olmaz fakat farkına varıp da kendi yaptıklarının aksini vaaz etmeye kalksa bile bu
Mareşal Sir William Slim başkalarını başarı ile yönetebilecek insanda şu esas 5 vasfın bulunması gerektiğini söyler: "Cesaret, irade kuvveti, tolerans, bilgi ve bütün bu özelliklerin üzerine temellendiği son vasıf dürüstlük. İnsanların size inanmalarını sağlayan şey"(Nüvit Osmay)