nurbanu

nurbanu
@maqamless
Kör Baykuş zannımca herkese hitab eden bir kitap değil. Opioid kullanımı ile ayyuka çıkan psikozların eşliğinde ruh sıkan sorgulamalar kitabı. Hayal ve gerçeğin arasında mekik dokuyan karakterin üstüne sinmiş afyon ve kafur kokuları bizi hayatın görmekten kaçındığımız ve de inkarını hoş gördüğümüz tarafına bakmaya adeta zorluyor. Yazar bizi karanlık ve de sefaletin kol gezdiği duvarlara mıhlıyor ve hayatın en çekilmez yüzü ile bakışıyoruz. En sevdiğim yanı da bu oldu kitabın. Karakterin vehimli iç dünyasında örümcek ağlarıyla birlikte salınıp duruyoruz. Ve düşülecek kuyunun dibine son dal kala ayağımızdan asıp sallıyor bizi. Yazarın da dediği gibi derinlerden benliğimin güçlerini dışarıya çekiyor gibiydi bu karanlıklar.. Kör Baykuş
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Uyandığı zaman gökte yıldızlar İnsan düşünür: bilirim Allah var! Tanrısal bir öpüştür söken şafak Ne hoştur insanın bir gül açası, Koşan göklerde kuş gibi uçası, Bulutlarla yağmur olup ağlamak. Gitmek, sona ermeden bir zamanda. Başıboş bir tekne gibi ummanda; Fırtınalarda ne yelken, ne bayrak. Fakat beni sen uyandır, ey zeka! Bak, işte önümde her günkü çorba, Ekmek, kaşık ve kasesiyle bu aşk. Sarhoş eden, davet eden bu ölüm İçinde ben salt bir adem oğluyum, Korkan, ölüşünü hatırlayarak. Ey, ışığın boşandığı gerçek düş! Bütün zamanı kucaklayan öpüş; Yaşamak eken insan, veren toprak // dıranas
Mohamets Gesang - Kasîde-i Muhammediye
.. Haydi, gelin hepiniz! Nasıl da coşmakta şevkle, Bir nesil ki taşıyor yücelere önderini! Parlak zaferlerle ilerlerken, Ülkelere ad verir, Geçtiği yerlerde şehirler kurulur. Durdurulamaz, muttasıl akar köpürerek Öyle cömert bir fıtrat ki o, Parlayan kuleleri, Ve görkemli mermer sarayları Böylece ardında bırakır gider. Sanki atlas; sedir ağacından gemileri, Taşıyor devâsâ omuzlarında; Ve bir uğultu ki rüzgârda, Sırtında binlerce yelkenli, Hep onun ihtişamına şahit. Ve böylece bütün kardeşlerini, Evlatlarını, hazinelerini, Neşe saçan kalbiyle Götürür bekleyen Yaradan'a. // johann wolfgang von Goethe // ebru: m.düzgünman
İşitin ey ulular, âhır zaman olısar, Sağ Müslüman seyrektir, ol da güman olısar Dânişmend okur tutmaz, derviş yolun gözetmez, Bu halk öğüt işitmez, sağır hemen olısar. Gitti beyler mürveti, binmişler birer atı, Yediği yoksul eti, içtiği kan olısar. Yunus Emre
Hızır'la Kırk Saat'ten
... Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı Günlere geldim bunu bana öğretmediniz Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim Bunu bana söylemediniz İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler Bunu bana öğretmediniz Kardeşim İbrahim bana mermer putları Nasıl devireceğimi öğretmişti Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz