nurbanu

nurbanu
@maqamless
Önümüzdeki vazifenin yeniden itidali sağlamak olduğunu söyleyebiliriz. Bu aynı zamanda, birbiri ile irtibatlı olması gerekirken ayrılmış olanı, yeniden irtibatlandırarak birleştirmeyi de gerektirmektedir. Bu cihetten karşımızdaki önemli meselelerden birinin, belki birincisinin, modern medeniyet içerisinde, yaygın ifâdesi ile "etik ile estetik ve bilimin" birbirinden ayrılmasıdır. Bunu biz daha farklı bir şekilde şöyle de ifâde edebiliriz: İyi, güzel ve doğru birbirinden ayrılmış; birbiri ile irtibatsızlaştırılmıştır. Modern dünyada sanatın ahlâkı olmadığı gibi, ahlâkın da estetik bir kaygı taşımasına gerek yoktur. Hele hele bilimin ne ahlâka ne de estetiğe ihtiyacı vardır. Her birisi kendi işini, diğerleri ile irtibatsız bir şekilde, diğerlerini dikkate almadan yapar, yapmalıdır. Bunun nasıl esaslı bir mesele olduğunu müzâkere etmenin yeri ve zamanı burası olmadığı için, sâdece bir misal üzerinden kısaca işâret etmekle iktifâ edeceğim: Kevin Carter isimli Güney Afrikalı meşhur gazeteciyi hepimiz hatırlarız. Gazeteci bir akbabanın bir çocuğu avlamasını kenarda durup kaydetmiş. Amacı bir gerçeği, bir doğruyu Afrika'da açlık olduğunu, bütün dünyaya iletmek...
Reklam
Modern dünyada bireyin ve bireyciliğin çok konuşulması varlğının tanınması ve önemli olmasından değil, ironik bir şekilde hakikatte anlamsız ve önemsiz olmasındandır. Modern Batı ve modern medeniyet insanı fert olarak değil, sadece tür olarak kavrayabildiği için fert ve ferdiyet, kural olmaktan çok istisnâdır. Kural, insanların hep kollektif bir yapının bir unsuru olarak kavranmasıdır. Günümüzde ilimlerin ya tabii ya da sosyal ilimler olarak kabul edilmesinin de esasını bu kavrayış eksikliği teşkil etmektedir.
Şimdi alınlar apaçıktır Gönül cilalıdır, Bir şiir duyarsın hoş ve saf, Huzur duyar ruhun, kıvrılır içine. Ve o dudaklar kımıldadığında Lâtif bir edayla o anda, Bir ân seni hür kılarlar, Fakat zincirlere vurmak üzre. Geri gelmez bir daha nefes, Ruh uçaraktan ruha doğru. Misk kokuları dağılır mutlulukla Geçip giden bulut gibi görünmeyen
Descartes'in hakkında konuştuğu Tanrı, ancak insanın bir düşüncesi olarak ve insan düşüncesinde var olabilir. "Cogito ergo sum"un önemli bir problemidir bu. "Düşünüyorum o hâlde varım" cümlesinde, sentaks olarak da -sâdece Türkçe değil Latince,Fransızca, Almanca hatta Arapçada da böyle- düşünce varlığı önceliyor; varlığın benim düşünceme bağlı olduğu düşüncesi Tanrı da dâhil olmak üzere, varlığı düşünen "ben"in tasavvuru hâline getiriyor.
Karanlık bir dünyaya küçük beyaz noktalar bırakan, cevheri küskünlük olan kozmik böcekleriz biz. Gün gelir tek çizgide birleştirilir gün gelir yazgı'nın küçük bir hareketiyle siliniriz. Zaten bize zindandır çöldeki vahadır hayat. Mühlet dolar gideriz. Ve şeytan'ın insafında terkedilmiş değiliz. Yasak çiçeklerin özverisi açıklar bizi belki belki buruk huşularla lacivert günahlarla ya da bilge kılmasıyla ölüm'ün Peygamber Şiirlerine döneriz...