Bir zamanların efsane futbolcusu Arjantin'li Maradona anlatıyor:
— Vatikan'a gittiğimde kilise çatılarının saf altından olduğunu gördüm. Sonradan da meydanda Papa'yı dinledim.
Diyordu ki Papa:
> "Kilise yeryüzündeki tüm fakir çocuklar için üzüntü duyuyor."
— Külahıma anlat. Madem üzüntü duyuyorsun satsana çatıları, yapsana bir şeyler!
Ne diyordu Ali şeriati:
> "Büyük paralar harcayıp ihtişamlı camiler yaparlar, sonra da içine oturup fakirlere dua ederler."
Şu tespitim malumun ilanıdır hacı! Amerika'yı yeniden keşfetmedim:
— Ateizmin, deizmin yani insanların dinden/dinlerden uzaklaşmalarının ana nedeni, "Din değil Dindarlar, Tanrı değil Tanrı adına konuşanlar"dır. Özellikle Allah adına ahkam kesen sözde din adamları sınıfı en başta.
— Öyle ya yanmaz kefen satanların, rüyada peygamber gösteren terlik pazarlayanların, akıl dışı hezeyanları din iman diye anlatanların, millete fakirliği övüp kendileri firavun gibi yaşayanların getireceği nokta ya ateizmdi ya da deizm, başka n'olacaktı?
Böyle bir manzara karşısında gençler,
— “Bu mudur din?” diyor ve uzaklaşıyor. Haklılar mı?
— Vallahi çoğu noktada haklılar.
Peki çare ne?
— Çare, dini "Hadis var"cılardan, Mezhepperestler'den değil Allah’ın kitabından öğrenmek, Resulullah'ın efsanelerden arındırılmış sade hayatına bakmak.
— Çare, Allah’ın mesajını, çıkarı için eğip bükmeden, olduğu gibi anlamak ve yaşamak.
— Çare, dini ticaret değil; vicdan, ahlak ve adalet olarak görmek.
Din, hâlâ insanın en büyük umudu. Çünkü dinin özü şudur: