Atağa kalktığı sırada dilini çıkarmak gibi bir alışkanlığı olan Maradona bütün gollerini dili dışarıda olduğu halde atmıştı.
Geceleri topuna sarılarak uyurken, gündüzleri de onunla harikalar yaratıyordu.
Yoksul bir semtte, yoksul bir evde yaşıyor ve bir fabrikada teknisyen olarak
çalışmayı hayal ediyordu.
1
GÖĞÜS REKLAMI
1989’da Carlos Menem, Arjantin formasını giyerek Maradona ve öbür oyuncular ile birlikte bir dostluk maçı oynadı. Televizyonda maçı izleyen seyirciler onun Arjantin başkanı mı, yoksa Renault’nun başkanı mı olduğunu anlayamadılar. Menem otomobil firmasının adını göğsünde taşıyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Maradona'nın Yunanistan'a attığı golden sonraki sevinci: Saha kenarına doğru aklını kaçırmış gibi koştu, daha doğrusu -içinden gelen yön duyusuyla- yanık teni ve sol kulağındaki küpesiyle gemiyi ele geçirmeye hazırlanan bir korsan gibi gelişini izleyen bir kameraya doğru gitti. Ardından gülümseyerek koşan Chamot, Simeone ve Redondo geliyordu, takım arkadaşları gülümsüyorlardı. Maradona ise gülmüyordu, dişlerinin arasında bir kılıç tutuyor gibiydi, neredeyse kameraya öfkeyle kafa atacaktı. Bir zamanlar dünyanın en iyi oyuncusu olmuş ve şampiyon takımlarda her renkten gol atmış bir kişi neden böyle davranıyordu ki? Bu kuşkusuz onun tutuklandıktan, hapse atıldıktan, adı karalandıktan, sorgulandıktan, sömürüldükten ve şişmanladıktan sonraki vedasıydı. Bu artık bıkmış ve buralardan gidecek olan bir adamın gol sevinciydi. Belki de olay bundan ibarettir: Başını alıp gidenler daha yeni gelenlere, tam da kendilerini yerlerinden edenlere benzerler.
Ali Lidar – Alengirli Şiirler
Kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz
beraber uyanmadığımız bütün sabahlar
bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi
yanımızda başka bedenler
aklımızda başka hayaller
ama aynı güneş aynı gökyüzü
ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde
gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere
durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz.
**
Ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında
bazen onu elli geçe mesela
bazen ikiye altı kala
çorabımın tekini ararken ya da
kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya
mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim
sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye
sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim
sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda
bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim.
**
Belki kadar kesin
ve keşke kadar imkânsız
birbirimizden uzaklaşmamız
kırılsak da tırnak uçlarımıza kadar
kırılırız elbet bunu gerektirir yaşamak.
**