Jo Nesbø’dan okuduğum ikinci kitap. Açıkçası, bu seriyi, çok övüldüğü için ve en çok merak ettiğim “Kardan Adam” kitabını okumakta istediğimden başladım. Maalesef seri kitaplarda da ortadan başlayamayacağıma göre, bu uzun seriye giriştim. Zaman zaman pişman etse de, kolay okunuyor olması zaman harcatmıyor neyseki.
Yarasa ile başlayan Harry Hole’ün serüveni, ilki kadar kötü değil neyseki. Bir tık daha iyi yazmayı başarabilmiş Nesbø. Tayland'daki “Norveç Büyükelçisi Molles” ucuz bir motel odasında ölü bulunmuştur. Üzerinde sarı bir takım elbise ve sırtında bir bıçakla. Cinayeti araştırmak ve gerekirse gerçeklerin üstünü örtmek için alkolik ve geçmişi intikamla dolu Harry'den daha iyi bir dedektif adayı bulamayan Norveç'li yetkililer, onu acilen Oslo'dan Bankgkok'a gönderirler.
Tayland hakkında çok bir bilgimiz olmaması, bizi Hole’ün yerine oldukça kolay bir şekilde koyuyor. Karakter gibi bizlerde Tayland toplumuna ve kültürüne yabancıyız. Hamamböcekler’i imgesi ise, Tayland gibi sıcak ülkelerde, “hamamböcekleri”nin yoğunluğu sanırım kitaba adını veren bir imge. Zaten sıkça da okuyorsunuz. Tayland’da pedofili, taciz, pavyon ve gelenev kültürü, sex işçiliği gibi insanı sömüren ve adeta oranın bir yaşam biçimi şeklinde kültürüne yerleşmiş, sorgulanamaz hale gelişinin tarihini de okuyoruz satır aralarında. Bu kitabı az da benimsememi sağlayan bu sosyolojik çözümlemeler, romana kalite katmış kesinlikle.
Ben katili kitabın ortalarında tahmin ettim ve finalde de şaşırmadım açıkçası. Türü çok az okumama rağmen, bu konuda kötü sayılmam ha, ne dersiniz? Kardan Adam’s kadar okumaya devam, umarım bu yolda ve uğurda ölmem. Giriştik bir işe, bakalım nasıl ilerleyecek..?