Marale

Marale
@marale61
Zarafet, incelik, doğadaki masumiyet. Güzellik, hız, saflık ve bazen de ruhsal bir yolculuk.
Hukukçu
66 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
“Kime ibret gerek ise bu mezarlığı göstermeli!” diye düşündüm. İnsan böyle bir manzara karşısında taş olsa erirdi. Sonunda yeni ve yakası olmayan bir kefene sarınacak olduktan sonra bu yalan dünyanın ibreti ne olabilirdi ki? Bir zamanlar bütün dünyaya hükmedip cümle mülke “benim” diyenler bu adamlar mıydı, şu taşlara başlarını koyup yatanlar, bir vakit köşkleri, sarayları beğenmeyenler miydi? Bir vakitler beylik yapan, kendisine kapıcı tutanlar acaba bunlardan hangisiydi? Hani o şirin sözlüler, nerde o güneş yüzlüler; sorsam, araştırsam bulur muydum? Kabristan; bir ibretlik yer idi; ne kapı vardı giresi, ne yemek vardı yiyesi, ne ışık vardır göresi!..
Reklam
NİNA: (Kısık bir sesle) Bence ben de bir gün o martı gibi, özgürce uçmak istiyorum. Kendi yolumu bulmak. Sizin gibi, kendi hayatımı yazmak istiyorum. Ama sahnenin üzerinde. TRİGORİN: (Not defterine son bir not düşer) Belki de yazacaksınız. Ama unutmayın, her martının da bir inişi vardır. Önemli olan, o inişin size ne öğrettiği.
"Martı" Oyununun Göl Kenarında Yalnızlık Sahnesi
O da bir tür hapis, Nina. Bazen alkışlar da bir demir parmaklık olabilir. Önemli olan, neyin gerçek olduğunu hissetmek. Kendiniz olmak.
Ger­çekleştirmek istediğin şeyleri sürekli düşüncelerinde bulundurursan senin fazla bir şey yapmana gerek kalmaz.
Her şeyi hemen bir anda değiştirmesi gerektiğini düşünen biri, henüz istek­leri ile tam kaynaşamadığı ve değişen rezonans alan­larını sürekli canlı tutmayı tam beceremediği için kendini tükenmiş hissedebilir.
Reklam