catriona

catriona
@marchand
c2 seviye reading slump
19 kütüphaneci puanı
120 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
o halde ilk iki sorumuza dönecek olursak: niye navidson? evin gerçek anlamda fi tarihine kadar uzanan tarihçesini hesaba katınca, navidson gibi birinin er geç o odalardan birine gireceği kaçınılmazdı. neden başkası değil? adamın kendi evvelini, yeteneğini ve duygusal geçmişini hesaba katınca, bir tek navidson o kadar derinlere gidebilir ve yanında o görüntüyle başarılı bir biçimde geri dönebilirdi.
Sayfa 27
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
diplomasını aldığı mesleği bırakmasına imkansız gözüyle bakması şaşırtıcı değildir. kendi düşüncesine göre, fotoğrafçılığı bırakması yenilgiye razı olmak demektir.
Sayfa 27
belki de navidson'ın kendisini fotoğrafçılığa bu kadar kaptırmasının bir nedeni de, fotoğrafın çoğu zaman uçup giden anlara ebedilik kazandırmasıdır. gene de, yüz bin fotoğraf bile dünyayı barındırmaya yetmez; navidson daha sıkı çalıştıkça, daha büyük riskleri göze aldıkça ve gitgede daha büyük başarılar elde ettikçe, sonuç olarak, çocukken mahrum edildiği sevginin ve bu sevgiyle gelen yoğun güven duygusunun boşluğunu verdiği emekler sayesinde kapatacağına dair yanlış bir kanıya kapılmıştır.
Sayfa 26
hiç planda yokken, anlaşılmaz bir sebepten, bazı şeylerin algıladığınızdan farklı oldukları bir anda kafanıza dank eder. nedendir bilinmez, artık olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsinizdir. çevrenizde yavaş ve hemen göze çarpmayan değişimler fark edeceksiniz, en önemlisi de kendi içinizde. daha da kötüsü, bu değişimin ta en baştan gerçekleştiğini fark edeceksiniz, adeta bir parıltı gibi, çok yoğun fakat bir oda gibi karanlık bir parıltı. ama nedenini nasılını anlayamayacaksınız. size daha en baştan bu farkındalığı bahşeden şey aklınızdan uçup gitmiş olacak. eski kaçış yerleriniz —televizyon, dergiler, filmler— artık sizi korumayacak. bir günlüğüne veya bir peçeteye, hatta bu kitabın sayfalarının kenarlarındaki boşluklara yazı döşemeye çalışabilirsiniz. işte o zaman, varlıklarından kuşku duymadığınız o duvarlara artık güvenmediğinizi keşfedeceksiniz. yüzlerce kez geçtiğiniz koridorlar bile gittikçe, gittikçe uzuyormuş gibi olacak ve gölgeler, hem de herhangi bir gölge, bir anda derinleşmiș, çok, çok derinleşmiş hissi verecek. o zaman, tıpkı benim gibi, siz de yıldızlarla dolu bir gökyüzü bulmaya çalışın, yıldızlar öyle çoktur ki kör edecektir gözlerinizi. gerçi hiçbir gökyüzü sizi kör edemez artık. tepedeki yanardönerli sihir bile bir işe yaramaz, gözünüz ışığa takılı kalmayı blrakır, artık takımyıldızları takip etmez olur. yalnızca karanlık umurunuzda olur ve boș yere kendinizi vazgecilmez, evrenin görevlendirdiği bir gözcü olduğunuza inandırmaya çalışarak, karanlığı saatlerce, günlerce, hatta yıllarca seyre dalarsınız, sırf böyle bakarak o karanlığı dünyaya yaklaştırmayacakmışsınız gibi. öyle kötüleșecek ki durum, başka yere bakmaya korkacak, uyumaya korkacaksınız. o yüzden nerede olursanz olun, ister kalabalık bir restoranda ister in cin top oynayan bir sokakta.
xxvii
Puan vermedi·162 syf.·
2025 41. kitabı
Genel olarak wattpad kitaplarında şikayetçi olduğum konu gereksiz bir sürü detay yazılıp asıl konunun çok üstünde durulmaması olurdu. Bu kitapta da bana göre hiç detay yoktu ve olaylar yüzeysel geçilmiş gibi geldi bana. Olaylar oldu bittiye getirilmiş gibi geldi bilmiyorum belki de sorun bendedir. Kitapla ilgili genel sorunum karakterlere bağlanamamam oldu bence. Olaylardansa karakterlere daha önem veren biri olarak dünyanın en kötü konusuna sahip olsa bile karakterleri sevdiysem kitabı okurken eğlenebilen biriyim. Dediğim gibi fazla yüzeysel geldiği için ana karaktere bile bağlanamadım. En fazla Rhys ve Galatriel arasında diyalogları okuduk ama hiçbiri ilgimi çekmedi açıkçası. Rhys ve Cameron arasındaki abi-kardeş ilişkisini kesinlikle daha fazla okumak isterdim bu kitapta. Toplasan 4 veya 5 tane kısa diyalogları vardır ancak hepsi de bana çok güzel geldi. Ama bu kadar az olunca bir anlamı kalmadı benim için. Rhys ve Cameron arasındaki kardeşlik ilişkisini okumak bana eğlenceli gelirdi. Hem birbirlerini korudukları hem de sıradan anları görmek hoş olabilirmiş. Veya çocukluk anılarını da okumak isterdim. Bence bu kitabın potansiyeli en yüksek karakteri Aoda'ydı ve bu fırsat da kullanılmamış. Aoda da ana karakterimizin tesadüfen bulduğu kılıcın içine hapsedilmiş bir şeytan. Aoda'yı sadece Galatriel ile arada sırada konuşurken görüyoruz. O da geçmişte Galatriel ile aralarında yaşananlar ve gelecek planları hakkındaydı. Aoda'nın sadece oturup Galatriel ile konuşmak yerine başka karakterlerle konuşması da hoş olabilirdi. Aoda kitapta etkin bir karakter olsa kitaba ayrı bir hava katardı bence. Geçmişte yaşananları bir kereliğine Aoda'nın ağzından okumak isterdim açıkçası. Bence en başta kılıç ile ilgili bir prolog bölüm olabilirdi. Aoda, ilk kral ve kraliçe arasında
Camelot PrensiEzgi Deniz · Kaktüs Sanat Yayınları · 202511 okunma