Whatever our souls are made of...
Puan vermedi·500 syf.··
2026 5. kitabı
“He is more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same. If all else perished and he remained, I should still continue to be, and if all else remained, and we were annihilated, the universe would turn to a mighty stranger. He’s always, always in my mind; not as a pleasure to myself, but as my own being.” Bendeki yeri çok ayrı bu kitabın, lisedeyken başlayıp başlayıp araya zaman girince hiçbir yeri kaçırmamak için tekrar başa alarak çokça kez okudum. Geçenlerde Margot Robbie 'nin filmi çıkacağını görünce tekrar okuyup tazelemek istedim. Bronte kardeşlerin aşığı olarak kitabı bir çırpıda bitirdim. Heathcliff çıldırttı beni ama. Toxicliği de geçtim, kötü bir karakter. Her karakterde aslında büyük hatalar var. Ama kitapta gerçekliklerin olmasının büyük bir nedeni de bu karakterler. Tam bir baş yapıt.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
4/10
·256 syf.··
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:03
Bu romanı bitirdiğimde korku ya da hayranlık değil, kafa karışıklığı hissettim. Kitap hakkında yapılan yorumların büyük kısmı onun ne kadar cesur, rahatsız edici ve sarsıcı olduğuyla ilgiliydi. Gerçekten de roman bunların hepsini yapıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde bütün bu vahşetin neye hizmet ettiğini anlayamadım. Romanın merkezinde Margot ve annesi Ruth arasındaki son derece yıkıcı ilişki yer alıyor. İlk bakışta bu ilişkiyi annelik, bağımlılık, istismar ve kimlik oluşumu gibi temalar üzerinden okumak mümkün. Hatta romanın sembolik açıdan son derece zengin olduğu da söylenebilir. Ruth yalnızca korkutucu bir anne figürü değil, aynı zamanda kontrol etme, sahip olma ve tüketme arzusunun da bir temsilcisi olarak okunabilir. Margot’nun hikayesi ise böylesine baskıcı bir ilişkinin içinden sıyrılarak kendi benliğini kurmaya çalışan bir çocuğun hikayesi olarak değerlendirilebilir. Benim romanla kurduğum mesafe tam da burada başladı. Bu temaların varlığını görebilmeme rağmen onları okuma deneyimim sırasında hissedemedim. Romanın sembolik katmanları anlatının doğal bir parçası değil, sonradan eklenmiş gibi duruyordu. Okurken sürekli yaşanan olayların şok edici tarafıyla karşı karşıya kaldım fakat bu şokun beni hangi duyguya ya da düşünceye ulaştırmak istediğini tam olarak kavrayamadım. Karakterler konusunda da benzer bir problem yaşadım. Abbie ve servis şoförü gibi karakterlerin anlatıda belirli işlevleri olduğu düşünülebilir. Bunlar Margot’nun kapalı dünyasının dışında kalan hayatı, farklı ilişki biçimlerini ve başka ihtimalleri temsil ediyor olabilirler. Fakat roman bu karakterleri yeterince geliştirmediği için onların varlığı bende güçlü bir etki yaratmadı. Özellikle Margot ile Abbie bağının daha güçlü bir yere taşınabileceğini düşündüm. Buna rağmen romanın tamamen
KuzuLucy Rose · İthaki Yayınları · 202631 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Herkese merhaba #olayyerikitapkulübü eşliğinde, @ephesusyayınları tarafından gönderilen ve benim de çok sevdiğim yazarlardan biri olan John Marrs'ın Önce Sen Beni Öldürdün kitabını okuduk. John Marrs'tan okuduğum üçüncü kitap olan Önce Sen Beni Öldürdün, benim için Yolcular'dan sonra en sevdiğim Marrs kitabı oldu. Hikâye, aynı mahallede yaşayan ve dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayat süren üç kadının etrafında şekilleniyor. Liv, Anna ve Margot'nun hayatları iç içe geçtikçe dostluklarının ardında saklanan sırlar, kıskançlıklar ve karanlık gerçekler birer birer gün yüzüne çıkıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, merak duygusunu ilk sayfadan son sayfaya kadar canlı tutması oldu. Kimin doğru söylediğini, kime güvenilmesi gerektiğini anlamaya çalışırken sayfalar adeta su gibi akıp gidiyor. Karakterlerin zaman zaman sinir bozucu kararlar vermesi ise hikâyeyi daha gerçekçi kılmış. Özellikle Margot karakteri bende güçlü duygular uyandırdı; onu okurken hem şaşırdım hem de bol bol sinirlendim. Ancak en çok sinirlendiğim karakter sanırım Anna oldu. Yaptığı bazı şeylerin sonuçlarıyla yeterince yüzleşmediğini düşündüğüm için finalde onun adına biraz daha farklı bir kapanış bekledim. Bu durum beni sinirlendirse de karakterlerin bende bu kadar güçlü duygular uyandırabilmesi, yazarın onları ne kadar başarılı yazdığını gösteriyor. Tek eleştirim ise çeviri ve düzenleme sürecinde gözüme çarpan bazı teknik hatalar oldu. Ancak hikâye o kadar sürükleyici ve akıcıydı ki bu durum okuma keyfimi çok fazla etkilemedi. Psikolojik gerilim, aile sırları, bol entrika ve karakter odaklı hikâyeler seviyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans vermelisiniz. Son sayfasına kadar temposunu koruyan, elden bırakması zor bir okuma deneyimiydi. Puanım: 8,5/10
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202642 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 03:03
Olay Yeri Kitap Kulübümüzün haziran ayındaki ilk kitabıydı ve uzun zamandır konusu bu kadar keyifli bir gerilim romanı okumamıştım. Margot, Anna ve Liv arasında tam anlamıyla bir dost-düşman ilişkisi var. Hikâye boyunca sürekli olarak kimin gerçekten suçlu, kimin masum olduğunu düşündüm. Bolca sürpriz ve beklenmedik olaylar, son sayfaya kadar neyin doğru olduğunu sorgulatıyor çünkü her yeni bölümde gerçekler yön değiştiriyor ve heycan hiç azalmıyor. Gerilim okumayı, Ters köşeleri sevenler için harika bir seçim! Her bölümde şüpheleriniz değişecek....
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202642 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 43. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:12
Önce Sen Beni Öldürdün; merak ve gizem unsurlarını ustalıkla tetikleyen kurgusu, rahatsız edici ve tedirginlik yaratan karakterleri, akıp giden ve zihni yormayan anlatımı, tam bir şeylerin netleştiğini düşündürürken farklı sapaklar ve ters köşelerle heyecan yaratan hikâyesiyle zamanı unutturan ve nasıl bitirdiğimi anlamadığım bir kitap oldu. Yazar, karakterleri kullanarak hikâyenin arka planını öylesine başarılı bir şekilde değiştiriyor ki tüm tahminler geçersiz kalıyor. Çok heyecanlı, sürükleyici ve soluksuz okuduğum bir kitap olmasının yanı sıra; son bölümlerde peş peşe gelen ters köşeler nedeniyle bazı olayları tam anlamıyla inandırıcı ve ikna edici bulmasam da bunun okuma sürecinden aldığım keyfi olumsuz etkilemediğini söyleyebilirim. Hikâye, aynı mahallede yaşayan üç farklı kadının bakış açısından anlatılıyor. Karakterler kendi geçmişlerine dair kırıntılar sunarken olaylar da usul usul şekilleniyor. Geçmişte büyük bir şöhrete sahip olan Margot, dansçı eşi Nicu ile görünürde mutlu bir evlilik sürdürse de eşinin çocuklarını büyütmekten, pırıltılı hayatının sönmesinden ve değersizlik ile yetersizlik duygularından dolayı dış dünyaya bencil ve düşüncesiz bir görüntü veren; ancak iç dünyasında ciddi yaralar taşıyan bir kadındır. Mahalleye yeni taşınan komşuları Liv ve onun gösterişli hayatı, bu yaraları yeniden kanatırken uzun süre manipüle ettiği komşusu Anna üzerindeki otoritesini kaybettiği düşüncesine kapılmasına neden olacaktır. Kimseye hayır diyemeyen ve fedakâr bir yapı sergileyen Anna, sınırlarını koruyamamakta; buna rağmen herkesle iyi geçinmeye ne olursa olsun devam etmektedir. Liv'in kendisine gösterdiği ilgi, Margot'nun yargılayıcı tavırları ve eşi Drew'ün alkole düşkünlüğü arasında yaşamını sürdürürken geçmişe dair sırlarını hayatı pahasına
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202642 okunma
Önce Sen Beni Öldürdün-John Marrs
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:52
Sırlarla dolu üç kadın ve alev alev bir ateş.. Peki o ateşten kim sağ çıkacak? "İnsan gerçekte nelere muktedir olduğunu ancak köşeye sıkıştığında anlıyordu." Olay yeri kitap kulübümüzde Haziran ayı okuduğumuz ilk kitap Önce Sen Beni Öldürdün kitabı oldu. 5 Kasım Şenlik Ateşi Gecesinde bir kadının kabusu başlar. Kendini alevlerin tam ortasında eli ve ağzı bağlı bir şekilde bulur . Neden orada olduğunu ve nasıl oraya geldiğini kitabı okudukça anlıyoruz.Kitabımız, üç kadının bakış açısıyla anlatılıyor. Liv,Anna ve Margot. Anna eşiyle birlikte, Margot ise iki çocuğu ve eşiyle birlikte aynı sokakta kalan iki komşular . Liv ise eşiyle ve iki çocuğuyla birlikte mahalleye taşınıyor. Anna ve Margot komşu ilişkisi kurmak için icin Liv'in evine gidiyorlar . Ve kısa sürede üçü yakın arkadaş rolüne bürünüyorlar. Fakat hepsinin birbirinden sakladığı ölümcül ve karanlık sırlar vardır. İlk başta hikaye benim için yavaş ilerledi ve bazı yerlerde yazım hataları gözüme çarptı. Ancak ikinci kısımdan sonra kitabın temposu artıyor ve heyecanlı bir şekilde okutuyor. Sayfalar ilerledikçe sırlar açığa çıkmaya başlıyor ve tahmin edemediğim sırlar oldu. Kitapta en sinir olduğum karakterlerden biri Margot diğeri ise Anna'ydi. Spoiler olmaması adına bir şey yazamıyorum ama ikisinin de bencil karakterlerde olduğunu düşünüyorum. Margot karakteri o kadar narsist,kıskanç ve ilgi odaklı bir kadın ki okurken çok sinir etti beni.Özellikle geçmişte yaşanan bir olayı okurken o ailenin başına gelenlere çok üzüldüm. Bir kasa uğruna resmen katliam yaşanmış.Üç kadının arkadaş gibi görünürken, içlerinde yaşadıkları kıskançlık duygusu,o rol oynamaları ve güç savaşlarını okurken fazlasıyla hissettim. Hatta kitabı okurken Ufak Tefek Cinayetler dizisine benzettiğim yanları da oldu. Çok sessiz ve masum görünen
1000Kitap
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202642 okunma