- Ama ikisinin de düşünceleri aynı noktada buluşuyordu. Biri sevdiği kişiyi beğenebilmeyi, öbürü de sevdiği kişi tarafından beğenilmeyi istiyordu. Ikisi de aynı şeyin peşinde oldukları için, başarılı oldular…
- Belki sen de şu anda benim zihnimi en çok meşgul eden şeyin bu benzerlik olduğunu düşünüyorsundur ama hiç alakası yok, çünkü hayatımda Catherine'le bağlı olmadığını düşündüğüm ya da bana onu hatırlatmayan ne var ki? Şu yere bile baktığım anda, taşların üzerinde onun yüz hatlarını görüyorum! Her bir bulutta, her bir ağaçta, geceleri dolduran havada, gündüzleri baktığım her şeyde o var. Her yanım onunla dolup taşmış durumda. Karşıma çıkan her kadının ve erkeğın yüzü onun hatlarını taşıyor ve benimle alay ediyor; benim kendi yüzüm bile! Dünyanın her yanı onun bir zamanlar yaşamış olduğunu ve benim de onu kaybettiğimi gösteren korkunç anılarla dolu !
- Yine de bu şekilde devam etmem de mümkün değil! Kendime arada bir nefes almayı hatırlatmalıyım. Sanki ben söylemesem kalbim de çarpması gerektiğini unutacak! Sert bir yayı tersine sarmak gibi bir şey bu... Kafamdaki o tek düşünceyle ilgili olmadıkları takdirde, her şeyi kendimi zorlayarak yapıyorum. İçimde tek bir arzu var. Tüm benliğim ve tüm melekelerim ona erişmek için çırpınıyor. Onun hasretini öyle uzun zamandan beri çekiyorum ve gerçekleşmesini öyle yılmadan bekliyorum ki, çok yakında ona erişeceğimden hiç kuşku duymuyorum, çünkü bu arzu benim tüm varlığımı paramparça etmiş durumda. Ona erişme ümidiyle tükenip bittim artık…