Burası göze çok hoş geliyor, fakat gün ışığında israfın , kötü yönetimin , zorbalığın , tefeciliğin ,borcun , eziyetin , açlığın , çıplaklığın ve acının pamuk ipliğine bağlı bir kulesi olduğu gün gibi açık değil mi?
Kendimi yaşıyor gibi değil sıkışmış gibi hissediyorum. Bu evde, bu yolda, bu hayatta.. Sebep olmadığım, elimde olmayan, iradem dışındaki şeylerin bedeli yıllardır ödemekle bitmedi. Bazı şeylerin insanı mezara kadar takip ettiği doğruymuş gerçekten.
Meğerse hiçbir şeye hakkım yokmuş benim. Konuşmaya, kırılmaya, anlatmaya, ağlamaya, düşmeye, sevmeye ve sevilmeye. Hayatımdaki herkes bana bir parça yaslanırmış ama benim yorulmam bile suçmuş.
İnsanlara güvenmeden de mutlu olunabiliyor, yalnızken de yaşanabiliyor, biri sizi merak etmeden de kendinizi değerli hissedebiliyorsunuz, özlemek eylemi sadece fanilere karşı olmuyor ve insan birçok şeyi sevebiliyor; kitaplara aşık olup, tabiat ile huzur bulabiliyor; öğrendim.