Anzak eri Steve Moyle, korku filminden farksız olan "su hatırası"nı şöyle hatırlıyordu: "Mataralarımızı kuyuya sarkıtırdık. Suda hep garip bir tat olduğunu söylerdik. Bir gün istihkâmcılar geldi, kuyudan aşağıya çengellerini salladılar. Çürümüş bir ceset çıkardılar."
Çanakkale buydu.
Askerlerinin moralini ayakta tutmak, düşmanın moralini bozmak için görülmemiş yöntem uyguluyordu. Öğle yemeklerini bando eşliğinde yediriyordu! İngilizler adeta deliriyordu. Her öğlen müziğin geldiği yöne doğru ağır ateş açıyorlardı. Bombardıman arttıkça, marşların temposu da inadına artıyordu.
Mustafa Kemal sadece dört yıl sonra Çanakkale'de üzerimizde dolaşacak olan uçakları, kafamıza atılacak olan mayın çivilerini, Osmanlı ordusunda gören ilk subaydı. Hava üstünlüğünün ne demek olduğunu, istikbalin göklerde olduğunu kavrayan ilk subaydı.