Kitap okumak, dağa tırmanmaya benzer.
Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak ilerlersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hale gelmek gibi.
"Yol çetin diye, dağdan kaçmamak gerekir."
"Normal olması gerekenin, anormal kabul edildiği bir dünyada yaşıyoruz,
Şu anki dünyada normal olması gereken birçok şey tepetaklak olmuş halde. Ustalıkla yalan söyleniyor, güçsüzler ezilip geçiliyor, zaten sıkıntıda olanla uğraşmak için insanlar birbirleriyle yarış ediyor. Tüm bunlara dur diyen hiç kimse yok."
"Bunun için dedem ne yaptı?"
"Durun, dedi. Bıkmadan, usanmadan yaptıklarının yanlış olduğunu söyledi durdu. Fakat değişen hiçbir şey olmadı..."
Dışta kalmanın üstesinden gelerek yalnızlığının hapishanesinden kurtulması insanın en büyük ihtiyacıdır. Bu eğilimi aşmadaki kesin başarısızlık, delilik demektir. Zira tümden soyutlanma paniğinin üstesinden ancak dış dünyadan böylesi bir el etek çekmekle gelinebilir. Bu durumda, dışta kalma duygusu yok olur. Çünkü kişinin ayrı olduğu dış dünya yok olmuştur.