Kalplerimizi ışığa duyarlı gümüş levhalar haline getiremezsek başımızı gövdemiz üzerinde nasıl dik tutabiliriz? Nasıl baş ederiz kendimizle, gördüklerimizle ve göremediklerimizle.
“Kafası bir sürü düşüncelerle dolup taşan herkesin, bir başkasıyla görüşüp tartışmakta zekasının da kavrayışınında aydınlığa kavuştuğu, güçlendiği su götürmez bir gerçektir. Bu durumda insan düşüncelerini daha kolay evirir, çevirir, daha bir çeki düzene sokar, söze döküldüklerinde nasıl bir biçime girdiklerini görür; kısacası yalnız başına olabileceğinden daha akıllı olur, hem de bütün gün düşünerek değil, birkaç saat görüşerek.”
Çünkü insanlar çoğu kez onaylanmak için danışır, alkışlanmak için beğeninize sunarlar düşüncelerini kendisine danışılan kimse de çoğu kez gerçek düşüncesini söylemez. Karşısındaki insana sevimsiz görünmek istemez çünkü.