Ancak, psikolojik yaşamın büyük kısmı yeraltında, bilinçdışında devam ediyor. Neyi, neden aradığımızı bilmeden ararız. İşlediğimizi bilmediğimiz suçların cezasını çekiyor, suçlar karşılığında aldığımız cezaları orantısız buluyoruz. Ceza arayışındayız.
Süperegonun egemenliğine boyun eğdiğinizde, dünyayı daha perişan bağnazlıkla baş başa bırakıyorsunuz. Böylee kendinizi çok fazla acıya maruz bırakırsınız. Blake'in, Freud'un ve Nietzsche'nin haklı olabileceğini kabul etmeye istekli olduktan sonra ne yapılmalı? Kendinize zaman zaman sorular sorarak başlayabilirsiniz. Mesela, "Burada neler oluyor? Neden şu ya da bu konuda söylenip duruyorum? Neden gündelik siyasi olaydan dolayı bu kadar öfkeleniyorum? Neden zihnimin meclis binasında volta atarak sistemdeki ahlaksızlıkla ilgili tutarsız konuşmalar yapıyorum? Nasıl oluyor da birisinin benimkinden başka adaya oy vermesi düşüncesi beni küplere bindiriyor? Daha genel olarak, neden herkesi ve kendimi bu kadar eleştiriyorum?"