Akademisyen olarak süperegonun yaşadığı tahribatı neredeyse her gün görüyorum. Öğrencilerimin zeki, yetenekli ve nazik fakat içlerine yerleşmiş standartlar yüzünden baskı altındalar. Çoğu zaman kayfıdan bunalıma giriyorlar. Her zaman depresifler. Koşulların her ikisinin de karşılanması neredeyse imkansız taleplerde bulunan iç aktörün varlığından kaynaklanabileceğine inanıyorum. Öğrencilerim dönem başında altı ders alıyor, beş kulüpte bulunuyorlar, çevrimiçi ve çevrimdışı sayısız "arkadaş" ediniyorlar ve belirli noktada, genellikle okul döneminin sonuna doğru, bu çok fazla gelebiliyor. Hayatta olasılıklarla dolu olmaları, öğrendikleri ve öğrenecekleri her şeyden heyecan duymaları gereken dönemde, kaygıyla dağılıyor veya depresyonun ağırlığı altında eziliyorlar. Bana sık sık hayatlarının kaygı ve derin can sıkıntısı arasında gidip geldiğini söylüyorlar.