İnsanların çoğunun yargılama gücü körleşmiştir. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu ısrarla ve sert bir şekilde duyularına kadar nufüz etmeyen şey, onları neredeyse hiç harekete geçirmez; ancak gözlerinin önünde cereyan eden, duygularına dokunacak en ufak şey bile içlerinde ölçüsüz hazzı ateşler.
işte o zaman duyarsızlıklarının yerini gereksiz ve aşırı bir öfke alır.
...ve uçurumun dibinde birbirine kenetlenmiş şekilde sendeleyen iki insan olan biz,
biri ölüme susamış diğeri herşeyden habersiz bu öldürücü karışıklıktan bambaşka,
tamamen değişmiş bir şekilde farklı duyular ve duygularla çıktık.
yine bir stefan zweig ve yine mükemmel bir hikaye.
(incelemeyi birazcık spoiler vererek yapıcam kitabı okumadıysanız bence incelememi de şimdi okumayın en heyecanlı yeri hakkında yazıcam çünkü:))
önce yine sakin bir başlangıç devamında eski bir olayı anlatan asıl baş kahraman.
kadın ilk başta adamın peşinden giderken kadına da üzüldüm çünkü yaptıklarına çok güzel kılıf uydurmuştu bence belki de sıkıntıdan bilmiyorum ama bahanelere baya güzel inandırmıştı kendini. en sonda kabul etti gerçi herşeyi bırakıp gidicem bu adam için dedi. ve hazırdı da. ama sonu gerçekten şaşırttı eğer adam tren istasyonuna gidipte binmiş olsaydı o trene ve kadın tek şansını kaçırsaydı daha çok üzülürdüm ama garip bir şekilde kadın treni yakalayamadım bari anıları canlandırmak için eski yerlere gideyim dediğinde adamı tekrar kumar salonunda görünce baya şaşırsamda içim rahatladı öbür türlü sanki çok yarım kalmışlık olurdu içimde:)
ama yine çok sürükleyici heyecanlı bir hikayeydi. bence okunsa güzel olur gerçi genel olarak stefan zweig'in birçok kitabı için söylenebilir bu. kesinlikle tavsiye de edeceğim bir yazar okumuyorsanız çok şey kaybediyorsunuz arkadaşlar:)
iyi okumalar..