"Haydarpaşa garında/1941 baharında/saat on beş
Merdivenlerin üstünde güneş/yorgunluk/ve telaş
Bir kadın/merdivenlerde duruyor/bir şeyler düşünerek
Zayıf/korkak/burnu sivri ve uzun yanaklarının üstü çopur
Merdivenlerdeki kadın/Büşra/
Tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur."
"Korku kültürü içinde çalışan iş yerinde yönetici, çalışanlarıyla ilgili, 'Korkutmazsan çalışmazlar, acırsan acınacak hale gelirsin' düşüncesi içinde hareket eder. Oradaki hedef çalışanların ortak hedefi değil, sadece şirket sahibinin hedefidir. Bir karikatür var; müdür aniden odaya giriyor, masanın başında aylak aylak oturan elemanına, 'Niye çalışmıyorsunuz?' diye soruyor. Eleman bütün saflığıyla cevap veriyor: 'Geldiğinizi görmedim Müdür Bey!'
Korku kültüründe doğal bir ifade bu aslında. 'Ben kendim için, kendi sorumluluğumdan ötürü değil;patron için çalışırım' demenin bir başka biçimi."
"İnsanımızı, insanlığın geri kalanı gibi, içinde bulunduğu ortamın gereklerine uyum sağlayan kişiler olarak görüyorum. Eğer içinde yaşadığı ortamda 'adamına göre muamele' varsa adamını bulmaya çalışıyor. Liyakate önem veriliyorsa, emeğe ve üretime önem veriliyorsa, o zaman da kolları sıvayıp ona gör işini hak eden biri olmaya çalışıyor."
"... Ama ben ekmeğe basmama davranışının altında yatan gizil değerleri görebiliyorum. Nedir gördüğüm yaşayan gizil değerler:
Doğanın üreticiliğine saygımız var. Ona saygısızlık yapmak istemiyoruz.
Tarlayı süreceksin, ekeceksin, hasat zamanı toplayacaksın. Emek vereceksin. Ekmeğe basmayız çünkü emeğe saygımız var.Bu ekmek işbirliğinin ürünüdür,biz işbirliğine saygı duyarız.
... Sadece 'günah' deyip bırakmak korku kültürünün yöntemi. Gelişim niyetli sevgi kültürü, günah derken neden günah olduğunu korkutmadan, gerçekçi öyküler içinde anlatır."