Omg efsaneydi..Hala etkisinden çıkamadım desem. Sis ve öfke sarayındaki hissi, ayni heyecanı veren bir kitap oldu benim için.
Poppy, Tanrilar tarafından seçilmiş kişi, (Bakire) olması nedeniyle toplumdan soyutlanan bütün kötü sözleri hakeden Dük'ün kalesinde kalan, sürekli beyaz duvagiyla gezen bir kız. Yükseliş ayinini merakla bekliyor ama nedir bu yükseliş???
Ve bu kıza neden her şey yasak? Kitap boyunca ben de Poppy gibi bunun cevabını aradım. Daha bunun cevabını alamadan Poppy'nin karizmatik kraliyet muhafizi Hawke hakkındaki gercekleri öğrenip şok geçirdim. Hawke hiç de bildiğimiz gibi çıkmıyor. Ama bazı bolumlerde acaba dedirtiyor.
Düşman iki taraf var; Yükselmisler ve Atlantisliler. İki tarafın da farklı özel güçleri var. Kim ya da ne olduklarını söyleyemem çünkü büyük spoiler vermiş olurum. Kitap boyunca aslinda bu iki tarafın kimler olduğu gizli kaliyor. Sonlara dogru taraflar ve gecmisteki savaşın ardındaki gercekler ortaya çıkıyor ki görünürde Poppy ve Hawke düşman taraftalar. Ama son sayfalar da işin rengi yine değişiyor. Son cümleye kadar ters köşe üstüne ters köşe olup kaldım. Haydi geçmiş olsun, ikinci kitap çıkana kadar serumlu kol fotoğrafıyım..
Poppy ve Hawke kesinlikle okuduğum en seksi, en tutkulu, en tehlikeli, en savaşçı, çiftlerden biri oldu. Birbirlerine sürekli laf sokmaları, ne zaman bir araya gelseler bakışmalarla bile ortalığın alev alması buyuk bi heyecan yaratıyor. Kurgunun duygusu bana o kadar geçti ki karakterlere fena bağlandım. Fantastik-romantik kurgu aşığı olarak enlerim arasında yerini aldı.