MATNUR

Namazı,Rabbimiz emrederek acaba bize ne fayda sağlamasını istedi?
Namaz her șeyden önce psikolojik faydalara sahiptir. Namaz kılan birisi Allah'a ait olduğunu bilir, bu dünyada ne yaşıyorsa Allah'ın gördüğünü daha net anlar ve sorunlarına sıkıntılarına daha rahat yaklaşır. İstenecek son makamın Allah olduğunun farkına varır.Yani Allah ile kul arasindaki ilişkiyi - bağlantıyı sağlamlaştırarak psikolojik ve manevi açıdan kişiyi dinç tutar. Bunun dışında 1- Namaz kılmak doktorlarca hastaların eklem romatizmasını önleyen en etkili koruyucu tedbir olarak öğütleniyor. Rükuda sırt ve mide kasları takviye edilir. Mide civarı üzerindeki yağların eritilmesi sağlanır. Secdede baldır ve uyluk kasları hareketlenir Bağırsakların hareketi sağlanıp kabızlığı önlemeye yarar. 2-Namazdaki tüm hareketler kalbin çalışmasını etkileyip kanın vücudun en uç noktalarına gitmesini hızlandırırken aynı anda sinirlerinde hareketini sağlayıp rahatlatır. Uykusuzluğu giderir. Secdede taze kanla yıkanan beyin zindeleşip namaz kılanlarda bunamayı engeller. 3- Günde kırk rekatla seksen secde eden vücudun ömür boyu bu hareketi ağır ağır yaptığı düşünülürse tüm vücudun dengeli hareketlere kavuştuğu anlaşılır. 4- İstanbul tıp fakültesinde 1980 yılında yapılan bir araştırmada, diz eklemi romatizması olan ve namaz kılan 30 hasta ile, yine diz eklemi romatizması olan ve namaz kılmayan 30 hasta karşılaştırıldı. Namaz kılanlarda şikayetler ve hastalık belirtileri 50 yaşından sonra ortaya çıkarken, bu hastalık namaz kılmayanlarda 40 yaşından itibaren görülüyordu. Namaz kılanların ekleminde 10 derecelik hareket kısıtlanması varken, kılmayanlarda bu kısıtlama 25 dereceye ulașıyordu. Bu araştırmaya katılanlardan namaz kılanlar, 10 basamaklık merdiveni ortalama 22 saniyede çikarken, kılmayanlar 34 saniyede çıkabiliyorlardı. Namaz konusunda yapılacak her araștırmadan bu tür
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Abdestle gelen sağlık
Abdestte organlar yıkanırken "Biyolojik Aktif Noktaları faaliyete geçer 'agresi noktaları denge kazanır. İnsan vücudu üzerinde yaklaşık 700 biyolojik aktif nokta vardir. Bunlardan 66 tanesi, Agresi Noktaları olarak adlandırılan ekstra aktif noktalardır. Agresi noktalarından 61 tanesi abdest uzuvlarında yer almaktadir. Abdestte âzâlar yıkanırken bivolojik aktif noktalar faaliyete geçer, agresi noktalari denge kazanır. 2. Yüz yıkanırken mide, bağırsaklar, safra- kesesi, idrar yolları, sinir sistemi uyarılmış olur. 3. Kollar yıkanırken, bağırsaklar, kalp, akciğerler, idrar yolları ve kan dolaşımı uyarılır. 4. Kulaklar, yaklaşık 100 biyolojik aktif noktanın yer aldığı ve hemen hemen bütün organlarla bağlantılı olan bir komuta merkezidir. Kulaklar mesh edilirken bütün organlar uyarılmış olur 5. Ayaklar yıkanırken hormon dengesini sağlayan, büyümeyi kontrol altında tutan hipofiz, böbrekler ve hemen hemen bütün organların faaliyetini etkileyen biyolojik aktif noktalar uyarılır. 6. Abdestte akupunktur noktalarının uyarılmasıyla vücutta enerji ve kan dolaşımı kolayląşır, vücudun direnci artar, bağışıklık sistemi güçlenir Ateș yükselince soğuk su ile abdest almak, ateși 1,5-2 derece kadar düşürür. 7. Abdest tansiyonu düşürür, baş ağrısını hafifletir, uyuklamayı, yorgunluğu ve öfkeyi giderir. Soğuk su kullanmak, abdestin ve guslün faydalarını artırır. Peygamberimiz ashabına abdest için ılık su tavsiye ederdi. 8. Günde beş defa elleri, yüzü ve ayakları yıkamak bizi mikroplardan temizler. Her gün, el yüz ve ayaklarımız pek çok yere temas ediyor. Bu temasla pek çok mikrop el ve ayaklarımıza bulașır. Abdestle bu kirlerden, mikroorganizmalardan arınmış oluruz 9. Ağız ve burnumuz mikropların vücudumuza girdiği en önemli yerlerdendir Buraların sık sık temizlenmesi bizleri mikroplara
Sayfa 78·Kitabı okudu
“Dört huy kimde bulunursa, o adam tam münafık olur. Bir kimsede bu huylardan biri bulunursa, o huydan vazgeçinceye kadar onda münafığın özelliklerinden biri var demektir. O dört huya sahip olan kimse: *Konuşunca yalan söyler. *Söz verince sözünde durmaz. *Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder. *Düşmanlık yapınca aşırı gider” — Münafık, Müslüman gibi görünen ama Allah’a ortak koşana denmiyor muydu? — Evet. — E peki bu 4 şey bizde varsa biz nasıl münafık oluyoruz? — Sana şaşıracağın bir şey daha söyleyeyim: Bazı rivayetlerde Peygamberinizin bu sözünün sonunda “namaz kılsa, oruç tutsa, Müslüman olduğunu söylese bile” ifadesini eklediği de var. Yani bilinen anlamıyla münafıklık senin dediğin gibi ama bir de münafık olmayıp da münafıklık yapan insanlar var. — Yani mesela ben söz verip de sözümde durmazsam ¼ münafık oluyorum sanırım. Bunun üstüne bir de yalancı biriysem 2/4, emanete hıyanet edersem ¾, bir de bunların üstüne düşmanlığımda aşırı gidersem de 4/4 yani tam münafık oluyorum öyle mi? — Evet bir anlamda öyle. Yani münafıklık belirtilerini taşımış oluyorsun diyelim. — Düşmanlıkta aşırı gitmek şey mi mesela; ben birisine düşmanlık ediyorum ama bu durumu abartıyorum. — Aynen öyle. Her Müslüman kendisini bu 4 konuda kontrol etmeli. Bunlardan 1 tanesi bile kendisinde varsa derhal bu davranışını bırakmaya çalışmalı. — Çünkü yalan söylememek bizi ve etrafımızdaki insanları mutlu eder, sözünde durmak bizi ve çevremizdeki insanları mutlu eder, emanete hıyanet etmeyip sahip çıkmak bizi ve etrafımızdaki insanları mutlu eder, düşmanlıkta aşırı gitmemek bizi ve insanları mutlu eder. — Çok güzel anlamışsın tebrikler. Bir de inşallah işin sonunda da cennet var. — Yani İslam hem bu dünyada hem de ahirette mutluluk için gelmiş.
"Yumuşak davranamayan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.” “Cehenneme kimin girmeyeceğini veya cehennemin kimi yakmayacağını size haber vereyim mi? Cana yakın olan, herkesle iyi geçinen, yumuşak başlı olup insanlara kolaylık gösteren kimseleri cehennem yakmaz.” “Allah Teâlâ kullarına lütufkârdır. Onlara kolaylık gösterilmesine memnun olur. Zorluk çıkaranlara ve başkalarına vermediği başarıyı ve sevabı, kolaylık gösterenlere verir.” “Nerede kolaylık varsa, orada güzellik vardır. Kolaylığın bulunmadığı her şey çirkindir.”
Abdulkadir isminde bir çocuk 12-13 yaşlarındayken annesine: “Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Salih insanları ziyaret edeyim. Annesi de dedi ki: “Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evladım senin ayrılığına dayanamam ama madem ilim yoluna gideceksin” deyip izin verdi. Annesi, babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki: “Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkadir'im! Hak tealanın rızası için olmasaydı katiyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! Seninle belki ebedî olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki: ''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme, doğruluktan asla ayrılma! Allah’u teala her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''. Abdülkadir, annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rast geldi ve aralarına katıldı. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen yere geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Abdulkadir’e geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu: -Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var? -Üzerimde yalnız 40 altınım var. Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harami sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler. ''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler. Bu defa da reisleri sordu: -Senin üzerinde ne var? -Hırkamda dikili 40 altınım var. Reisleri adamlarına dönerek dedi ki: -Açın bakın,