Spoiler!!
İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri
Macfarlane, tarihçilerin İngiltere’deki durumun yanlış anlamaların birkaç nedeni olduğunu öne sürmektedir. Bunlardan ilki 16. yüzyıl öncesi tarihi kayıtların, nüfusun tamamını değil sadece belli bir kesimini yansıtması nedeniyle yanıltıcı olmasıdır. İkinci olarak tarihçilerin 13. yüzyıl İngiltere’sini anlamak için 19. yüzyıl Fransa’sı ve Rusya’sı gibi modern köylü toplumlarla hatalı andırışma kurduğuna işaret etmektedir.
Modern sosyolojinin kurucu babalarının çoğu söylemleri İngiltere tarihinden gelmektedir. (Marx, Weber, Maine ve Tönnies) Alan Macfarlane, genel olarak İngiltere’nin“feodal-köylü” olarak adlandırılan bir toplum tipinden bir diğerine yani “endüstriyel-kapitalist” topluma geçişi olduğunu vurgular. Toplumun temel unsuru birey değil, üretim tüketim ve mülkiyet sahibi olarak hareket eden ailedir. Yazar aslında var olmayan bir köylü toplumunun çözülüşü değil zaten var olan özgün İngiliz yapısının bir devamı olduğunu iddia etmektedir. Bu savını desteklemek için geleneksel köylü toplumlarında toprağın bireye değil aileye ait olması, sosyal ve coğrafi hareketlilik gibi özelliklerin aksine 13. yüzyıl İngiltere’sinde toprağın bireyin mülkü olduğunu alınıp satılabilen bir durum haline geldiğini ve ücretli işçiliğin yaygın olduğunu gösteren kanıtlar sunmaktadır. Ek olarak 13. yüzyılda ebeveynlerin çocuklarını mirastan mahrum bırakabileceği ve çocukların yaşayan birinin mirasçısı olmadığı prensibine dikkat çeker ve bu durum ailenin ve toprağın birbirine sıkı sıkıya bağlı olmadığını işaret etmektedir.
Son olarak, İngiltere sosyal ve ekonomik yapısının sanayi öncesi döneminde bile Kıta Avrupası’ndaki köylü toplumlarından temel farklılıklar gösterdiğini savunarak önemli bir iddia da da bulunmaktadır. Bu durum İngiltere’yi feodalizmden kapitalizme