Yaprakları üzerinde gezdirdiğimizde ellerimizi çiçeklerin. Üstümüzde güzel mi güzel bembeyaz bir bulut ve ellerimiz başımızın altında bakarken gökyüzüne. Ya da bir balonda, yerden metrelerce yüksekte izlerken güneşin doğuşunu. Saatlerce bekleyip ıslanırken yağmurun altında ve tuttuğumuzda en sonunda sevgilimizin o sıcacık elini. Çok isteyip de bir türlü alınamayan, hevesimizin ve umudumuzun zamanla azaldığı ancak hiç beklemediğimiz bir anda, güneşli bir günün sabahında gördüğümüzde bahçedeki o bisikleti. Bir çocuğumuz olduğunda, evlendiğimizde, istediğimiz eve sahip olduğumuzda, terfi alıp yükseldiğimizde, uzun sürmüş bir hastalığı yenip iyileştiğimizde hatırlarız sevincin ne olduğunu. Mutluluğun aslında neye benzediğini. Bunlar, bu saydıklarım hayatımızın bazı dönemlerinde yaşadığımız bu şeyler. Aşağılarda yaşanan. Aşağılar sayesinde yukarılara varılan bu anlar. Kısacık ama huzurlu olan. Zor gelen ama zorluğuna değdiğini düşündüğümüz. Bu kısacık ancak uğruna bir ömür tükettiğimiz. Aslında ne kadar da geçici. Ne kadar da anlık ve elle tutulamayan.