rûberû

rûberû
@maviduvarim
“bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini”
Zira unutulmamalıdır ki, kadın varlığı, yalnızca erkekler tarafından geliştirilecek bir dini söylemin 'konusu' değildir. Belki çok daha temelde, kadın varlığı, genel olarak dünyanın ve özel olarak İslam'ın farklı açılardan anlaşılmasını mümkün kılan bir farklı alan ve perspektifi gösterir. Bu yüzden Hz. Peygamber'in kadınlara yönelik nazik, estetik ve insani yaklaşımı, sadece kadının değerinin tezahürü için toplumsal engelleri kaldırma gayesiyle de sınırlandırılamaz. Böyle bir yaklaşım ayrıca İslâm'ın da benzer şekilde nazik, estetik ve insanî açılardan anlaşılabilmesi için farklı bir anlama tarzını, kadın varlığını, ön plana çıkarır. İslâm, aynen insan kavramı gibi, erkek ve kadın varlığının yani kadınlık ve erkekliğe dair anlam dünyalarının karşılıklı olarak kesiştiği noktada doğru anlamı tezahür eden bir dindir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oysa Kur'an ve sahih hadisler, kadın ve erkeğin aynı sarkacın (yani insan gerçekliğinin) sadece iki farklı ucu olduğuna işaret etmekte ve karşılıklı salınımlarıyla birbirlerine yeni bir hareket imkânı sunduklarına dikkat çekmektedir.
Sayfa 8·Kitabı okudu
"Bugün bile pek çok Filistinli hålå Yahudilerden nefret etmiyor, ama İsrail tarafında nefret giderek bileniyor. Uzaktan bakıldığında, arkamızdaki Amerika'yla birlikte, bölgenin en büyük askeri gücü olarak göründüğümüz halde, kökü kazınmakla tehdit edilen bir azınlık olduğumuz saplantısından kurtulamıyoruz. Bu tür saplantılarla savaşmak çok zordur..."
Sayfa 337·Kitabı okudu
"Köyün muhtarı Abdülatif Sobih'i tanıyordum," diyor Haham Jeremy. "Köyü en son o terk etti. Üç beş parça eşyasını bir kamyona yüklerken ağlıyordu, bir süre kuzenlerinin yanında kalacaktı, daha sonra nereye gideceğini bilmiyordu... Ailesi hep bu köyde yaşamıştı, burası onun yurduydu; bana demişti ki şimdi mülteci oldum ya, artık ölmekten başka çarem yok. Tahmin edersiniz, bir köylüyü köklerinden koparmak, onu ağaçsız, kupkuru yoksul bir kamp içinde dört duvar arasına hapsetmek, onun doğayla, ekip biçtiği ana toprağıyla, ona değerli yağmurlarını veren gökyüzüyle, zorluklarına rağmen efendisi olduğu şu kır yaşamıyla ilişkisini kesmek, onu öldürmek demektir; çünkü yaşaması için artık hiçbir neden yoktur."
Sayfa 320·Kitabı okudu
Fakat bir kez daha gerçeğe boyun eğmek zorunda kalıyorum: Bir iki istisna dışında, İsraillilerde, hatta en iyi niyetli İsrailliler'de bile, Araplara karşı bir üstünlük duygusu hakim. Sınır sorunlarının, ekonomik sorunların ötesinde, bu, belki de gelecekte barış içinde bir arada yaşamanın önündeki en büyük engel.
Sayfa 304·Kitabı okudu