Mavimsiym

Mavimsiym
@mavimsiym
kimin ülkesinden geçsem şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
Bir köşe başında kendime rastlarım diye yürüdüğüm hiçbir yolda bulamadım kendimi, hiçbir şairin şiirinde beni anlatan tek bir dize yok. Ben de kimseye açıklayamadım zaten yüreğimi. Henüz yazılmamış bir romanın silik bir karakteriyim ben..
Reklam
Pencerede elmas tanecikler ve çevresinde delikler. Göz İçin. Deli. Çöl faresi. Kum bekçisi. Cımbız gözlü. İğne burunlu. Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş. Kumda şimdi. Falına bakıyor. Yeniden dönecek mi? Taneleri kimi zaman tek çıksın diye sayıyor. Olmuyor, çift çıkıyor. Bazen 'çift' tutuyor içinden. Bu kez de tek çıkıyor. Bulamıyor gök kuma hangi sayıyla yazılmış. Geceleri iyice umutsuz, renk körü... Çölde her şey birbirine karışıyor. Yakınındaki ev bir canavar, kıpırtısız, tetikte. Penceresinde elmas tanecikleri var, bunun ayrımında. Ardında bir karaltı bazen; izleniyor, bunun da ayrımında. Cımbız gözlerini belli etmeden odaklıyor pencereye doğru dönüp, dikeliyor. Işıklıysa zaman, maki şemsiyesinin gölgesine sığınıyor. Bulutlu günler saydığı bir yana aktardığı kum taneciklerinden oluşan tepenin üzerine tünüyor. Paranoyak bir fare. Canavardan çok korkuyor. Çöle eklenmiş denize bakıyor geride duran elmas çerçeveyi unutmadan. Her ikisini de anlamıyor. İkiye ayırıyor tek ve çift gibi. Arkadaki canavarın sayısı tek, önünde açılan mavilik çift. Suya varamıyor, ıslanma korkusu var, eve de dokunamaz her gün her gece orada tek başına; pencere; karaltı; canavar... Dehlize iniyor, ürpertiyle kıvrılıyor karanlığa. Çıkarsam, çıkarsam, bakacak aşağılıyarak, anlayışsız, ezercesine, bakacak bana. Denize bakıyormuş gibi yapıyor beni izliyor, saydığım tanecikleri, şemsiyemi, dehlizime inen delikleri... Nilgün Marmara
eşitken ve hiç eşit olmamışken gözlerle hırpalarken günışıltısı, içışıltımı yeniden ölümlere şartlanmasın öğüdüm ve kılıcı öğütten başımın kubbesinden sarktığım şehrim ey Mabut! taammüden çıkmayan gıkım sağanak ve sığınağım sorgusuz dergâhım neyin miladı bilmediler o sustuğu zekeriyyâ'nın, ey Mabut! suskunluk şölenlerimizde başkalarının ölümleri içkelimelerime dolandı yaram, benim sövgüm ve övgüm tabutları örtemeyen ben bilmem, anlamam hangi tarihlerin boyudur bu musalla ile eş olan andolsun, korkuyorum bu yeşilden şifa içinken, korku niyetiyle okumasınlar o ayeti göğsüme içim iyi, andolsun iyi hazırım gütmeye ve gömmeye gövdemi ruhlaşmaya, buhar olmaya, yukarı doğru unutulmaya hazırım sürülmüş bir dayanak olmuşum ruhuma benim yasım, benim kamburum doğrul, gözlerime ve gövdeme, gül eğriltisi ev içim unutuluyor bu bir müjde midir? direnmenin luka incili kapısı sabunlarla zorlanan kenetlerimle topuğumda tütsü yanıkları, damağımda mekik dokuyan ak söğüt sözcüklerimi terletti bu feci suskunluk muamma bir ölüşmüş ruhlar meclisindeyim sanki gece kurşunlanıyorum, kanım sabaha sekiyor bir ayetten, diğer ayete yüzümü sürüyorum bu, beni kendime getiren yarama âşığım ne sağ duruş, ne sol duruş yaraşıyor imrentili savunuşlarıma ne çıkar kaçışla vahşete dönse kollarım âşığım yapılamazlıkları, yapılır kılana gök çatlasa, ve bükülmüş olsa sırtım içine sığmayacak kadar, incir ağacımın sırları eski kayalardan bir dayanak yapmışım kendime kimsenin putu olmadan, kimseyi putum yapmadan çünkü ben acının kılıçsız zaptiyesiyim kederim, inkar teşkil etmiyor öyle ki her yeni yara, yeni bir tövbenin dile takınışıdır göğsüm tutuşmuş, dilim tutuşmuş söylerdim ki, tutuşsa bile unutulmaz sûretim oysa henüz atımıza binmeden fotoğrafta, neşterle önce benim sûretime kıyılmış ağzımın dikenini yutmasın
Erteleme, Fernando Pessoa
Öbür gün, evet, yalnızca öbür gün... Yarın öbür günü düşünmeye başlayacağım. Belki her şey olup bitecek; ama bugün değil. Hayır, bugün değil; bugün yapamam. Öznel nesnelliğimin şaşırtıcı inadı, gerçek yaşamımın uykusu, araya girmesi, sezinlemesi, bitimsiz bezginlik... -Bütün dünyam bir tramvaya yetişme çabası- Öyle bir ruh o... Yalnızca öbür gün... Bugün hazırlanmak istiyorum. Hazırlanmak istiyorum kendi yarınım için, öbür günü düşünmek için. Sonucu belirleyecek olan bu. Halihazırda planlarım var ama hayır, bugün planlama yok! Yarın planı yapma günüdür. Yarın dünyayı fethetmeye masama oturacağım; ama ancak öbür gün fethedeceğim dünyayı. Ağladığımı hissediyorum, apansız ağladığımı hissediyorum, derinden içime doğru... Bugün ne olup bittiğini bilmeyin, bu bir giz, söyleyemem. Yalnızca öbür gün.... Çocukken her hafta pazar günü sirki beni eğlendirirdi. Bugün bütün eğlencem çocukluğumdaki tüm hafta süren pazar günü sirki... Öbür gün, bambaşka biri olacağım, yaşamım zaferle taçlanacak, zekamın bütün gerçek nitelikleri, iyi öğrenimim, uğraşım; hepsi toplanacak bir araya herkese duyurmalı! Ama herkese sunulan boşa gidecek yarın. Bugün uyumak istiyorum, gerçek nüshayı yarın yapacağım. Bugün için, hangi gösteri yineleyecek çocukluğumu bana? Yarın bir bilet satın alabilirsem, Gerçek gösteri öbür gün çünkü. Daha önce değil... Öbür gün göstereceğim halkın karşısında yarınki kendimi öbür gün bugün ben olmadığım görülecek sonunda. Yalnızca öbür gün... Sokak köpeği gibi uykuluyum. Gerçekten uykum var. Yarın size her şeyi söyleyeceğim, ya da öbür gün. Evet, belki de yalnızca öbür gün... Adım adım. Evet, adım adım...