İnsan kendi derdinde boğulmaya meyillidir. Bu sebeple kendi acısını kenara atıp başkasının acısı için orada olabilmek infaktır.
...
Hayat veren işlerle olmak hayat verir.
.. Ablasının ölümünden değil de, ölümün kendisinden mi korkuyordu, birinin gitmesinden değil de ayrılığın kendisinden mi korkuyordu? Ölüm ve ayrılık bu cesur ve gözü pek kıza hükmeder diye mi korkmuştu? Ablasının ölümüne Gülcebe'nin yokluğu, babasının gidişine Gülcebe'nin gidişi mi eklenivermişti? Ne zaman olmuştu bu? Böyle uç uca eklenip büyüyen bir ağırlığa mı dönüşmüştü her şey?
Nereye gideceğini bilmeyenler; her şey bitti denildiğinde, istemsiz bir şekilde bir yön seçtiğinde hayatla ölüm arasında bunu neye göre seçmektedirler?
Leyla Hanım beyninin eriyen bir dondurma gibi yüzünden aşağı aktığını hissediyordu. Keşke akan kısımları avuçlarına alıp yeniden kafasının içine sokabiliseydi. Mümkün müydü bu? Zannetmiyorum. Leyla hanımın saçları arasından bütün zekası akıp gidecekti. Karşısındaki matematik işlemi onu böyle aciz bırakıyordu işte.