Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan bir nesneyi eskisinden çok daha güzel ve fonksiyonel hale getirmeyi amaçlar. Bu felsefeye göre kırılma aslında bir kayıp değil yeni bir varoluş demektir. Çanak, çömlek, vazo gibi nesneleri altın tozuyla kaplayınca kırıkları sevimli görünebilir ama insanın gönül kırıklarını tedavi eden: açılan her yara Allah’tandır.
Yazarımız değerli yaralarımıza dokunan öyküleriyle “gençliği hüzünle geçenleri” bir kez daha hüzünlendiriyor.
Ölünce ruhumuz bir mağarada esir mi kalır, matematik belasıyla(!) cebelleşirken zihnimiz mu bulanır, yaşlandığımızda sokak kedilerine mi döneriz, nişan seremonisiyle birleşen gönüllerimiz asansördeki bir dilberle ayrılıverir mi, biraz pohpohlanan masum bir genç nasıl hayvan katili olur? Daha pek çok sorunun cevabı kitabımızın renkli sayfalarında. Hüzne alışkın olmayan gönüller için yorucu olsa da zevkle okunabilir öyküler. Kitaptaki kahramanlar hayatımızın tam içindeler ama çoğu zaman görünmüyorlar. Allah tüm gönül yaralarımıza şifa versinBir mağara var içimizde saklandığımız, cesaret edemezsek çıkması mümkün olmayan…
🩵Öldüğüm halde neden hâlâ dünyada dolanıp duruyordum. Belki benimle öteki âlem arasında bir kaya vardı.
🩵Kayaların içlerinin çürüdüğünü, ağaçların köklerinin eridiğini görüyorum. Sen dağı güçlü sanıyorsun.
🩵İnsan ne kadar süre yumurtanın içinde yaşayabilir? Kabuğunu kırmazsan, nefes alamazsın.
#gkyzktpasu #iyikikitaplarvar #okudumbitti #ayşesevim