Araştırmak, kendini geliştirmek, ilim uğruna, onu öğrenmek uğruna, gerek uykudan, gerekse yemeden içmeden kesmek, kesilmek… Bu saydıklarım kendine insan diyebilenler için önemli özelliklerdir. Hz.Allah, ilk olarak “İkra” ayetini indirmemiş midir? İkra, karae(kıraat etmek) fiilinden türemiş, emr-i hazır formundaki sözcüktür, emirdir yani. Oku! diye emreder Hz. Allah, okuyup ilmî noktada kendimizi geliştirmemizi ister. Peki neden? Hiç kendinize sordunuz mu bu soruyu? Neden “ilim” konusu, “okumak” konusu bu kadar önemlidir? Cevap çok basit. Kur-an’ı Kerim’i daha iyi anlayabilmek, idrak edebilmek ve gerektiği zaman da çevremize anlatabilmek için. Peki bir soru daha, burada bahsedilen “ilim”, hangi tür ilimdir? Fennî ilim mi, yoksa uhrevî ilim mi?
Tabii ki fennî ilimleri öğrenmek de çok önemlidir; fennî ve uhrevî ilimler çift kanatlı kuş gibidir, nasıl ki kuşun bir kanadı kırıldığında uçamazsa, dünya hayatında birini diğerinden ayırdığımız zaman “Mayday!” sesleri yankılanmaya başlar. Ha tabi bu sesi durumun farkına varabilenler duyar, orası ayrı.
Burada bahsettiğimiz ilim, uhrevî ilimlerdir. Ne dedik? Kur-an’ı Kerim’i okumak ve anlayabilmek… Bunun için de Kur-an’ı Kerim’in ayetlerinde, Cenab-ı Hakk’ın ne anlattığına hakim olabilmek, hakim olabilmek için de Kur-an’ı Kerim’in “gramer”ini bilmek…
Hiç nazım türünde yazılmış eser okudunuz mu? Mesela şiir. Bazı şiirlerde şair, üstü kapalı anlatım kullanır; okuyucunun düşünmesini, üstünü kapattığı anlatımı kendi içinde açmasını, açıklığa kavuşturmasını ister. Eğer okuduysanız, Kur-an’ı Kerim’in de nazım türünde olduğunu fark etmişsinizdir. Kur-an’ı Kerim’de de üstü kapalı anlatım vardır. Hz. Allah, bu anlatımları düşünmemizi ister. Bakınız Hz.Allah, Muhammed suresi 24.ayet-i kerimede şöyle buyuruyor(mealen): “Onlar Kur’an’ı