Uyku ile uyanıklık arasındaki fark, duyu organlarının sükûnet içinde olması ve hissedilebilir şeylerle meşgul olmamasıdır. Oysa nice uyanık hâlde bulunan insanlar vardır ki dalgındır ve nefisleri ile meşgul oldukları için ne görür ne de duyarlar.
Ebu Yezid ve diğer bazı zatlar şöyle demiştir:
"Âlim kitap ezberleyen kişi değildir. Zira o, ezberlediklerini unutsa cahil olur. Gerçek âlim, okumadan ve ezberlemeden dilediği anda Rabbinden ilim alan kişidir."
Bu, Rabbanî ilimdir. Şu ayet, bu hakikate işaret buyurur:
"Biz ona katımızdan ilim öğrettik."
(Kehf suresi, 18:65)
Allah Resulü'ne (sav):
"Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa o, Rabbinden bir nur üzere olmaz mı?"( Zümer suresi, 39:22)
Bu ayetteki "şeraha" kelimesi sorulduğunda Allah resulü (sav) şöyle buyurdu:
"O, bir genişliktir. Zira kalbe nur atıldığı zaman göğüs genişler ve inşirah bulur."
Ali (ra) dünya ve ahiret için şu üç misali vermiştir: "Dünya ve ahiret; terazinin iki kefesi, doğu ile batı ya da iki kuma gibidir. Birine yaklaşınca ötekinden uzaklaşırsın."