Değerli okuyucularım, yemin ederim ki her şeyi tam anlamıyla algılamak bir hastalıktır.
İnsanın günlük yaşamı içinde yalın bir anlama gücü, XIX. yüzyıl aydınının anlayış gücünün yarısı, hatta dörtte biri bile yeterlidir.
XIX. yüzyılın insanı öncelikle iradesiz olmalıdır, hatta buna zorunludur. Becerikli, iradeli bir insan oldukça dar kafalıdır. Ben kırk yıllık bir yaşamdan sonra bu kanıya vardım. Artık kırk yaşındayım. Evet, bu kırk yıllık bir ömür, koca bir yaşam ve yaşlılığın ta kendisi.
Kırk yaşından fazla yaşamak bence ayıp bir şeydir.
Ben gerçekten kötü bir insan değilim. Ne aksi bir adamım ne uysal; ne namuslu ne alçak ne de onurlu biriyim.
Ne kahramanım ne de bir korkak. Hiçbir şey olamadım.
Benim asıl kötülüğüm ve kabalığımın nereden geldiğini biliyor musunuz, değerli okuyucularım? Ben bu hırçınlığı ve rezilliği her an yaşıyorum. Kötü ve hırçın biri değilim. Bu yaptıklarım gönlümü hoş tutmak için.