Muammer

Muammer
@mbarman
Eskiden masum bir fikrim vardı. Sanırdım ki herhangi bir fenalık ruhumuzu baştan basa kirletir, ondan hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki hakikatte her zaman böyle olmuyor. Maddî sukutların manevî sukutlardan bir farkı var. Mesela bir uçuruma düşen insan paramparça olup ölüyor, fakat manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları tamamiyle salim kalabiliyor. Fahişeler görüyorsunuz ki aile muhabbetini hic kaybetmemiş, katiller görüyorsunuz ki samimi surette seviyor, acıyor, yardım ediyor.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Belki çoçukça bir fikirdir, belki felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben, saadeti ikiye ayırırım; başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakikî saadet başkalarına verilen saadettir.
Yalnız şu muhakkak ki insan ne de olsa tamamıyla değişmiyor.
Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Benim için sevmek, bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.