Eskiden masum bir fikrim vardı. Sanırdım ki herhangi bir fenalık ruhumuzu baştan basa kirletir, ondan hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki hakikatte her zaman böyle olmuyor. Maddî sukutların manevî sukutlardan bir farkı var. Mesela bir uçuruma düşen insan paramparça olup ölüyor, fakat manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları tamamiyle salim kalabiliyor. Fahişeler görüyorsunuz ki aile muhabbetini hic kaybetmemiş, katiller görüyorsunuz ki samimi surette seviyor, acıyor, yardım ediyor.
Belki çoçukça bir fikirdir, belki felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben, saadeti ikiye ayırırım; başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakikî saadet başkalarına verilen saadettir.