"...en yukarda, her zaman karanlıkçılar vardır. Onlar halkın uyanmasından korkar. Uyanırsa, yönetemez sanırlar. Doğrudur; yönetemezler. Çünkü halk uyanırsa, kendi kendini yönetir."
"O 'Yukarısı' dediği, ben kendimi bildim bileli kitaptan, kitaplıktan hoşlanmaz. İsterse eşekli filan olsun, hele köydeki kütüphaneden hiç hoşlanmaz. Bunu sonra sonra daha iyi anladım. O 'Yukarısı', kitap okuyan köylüden, köy çocuğundan hiç hoşlanmaz."
"Kuran okunuyor; elbet okunacak. Evlerde, camilerde, kitaplıklarda elbet okunacak. Ama üç beş kişi çıkar, öbürlerini de okumak isterse, bırakın okusunlar. Kuran'ı aşağılamak için değil; bilgi edinmek içindir bu. İçinde ne var ne yok, bilmek içindir. Bilip düşünmek içindir. Bu nedenle benim İncil'i, Tevrat'ı da kitaplıkta bulundurmam gerekir. Bütün dinlerin kitabını bir arada okuyup karşılaştırma yapmazsa, insan nasıl aydınlanır?"
"Sol kitap, sağ kitap diye bir ölçü olur mu? Nitelikli kitap diye bir ölçü kullanılabilir belki. En iyisi, okurun düzeyini eğitimle yükseltip, yargıyı ona bırakmak, kitapları yasaksız çalıştırmaktır."
"Yurdumuzda aydınlığa karşı güçlü bir direnme vardır. Bunlar, ortaya Atatürk gibi güçlü adamlar çıkınca sinsi sinsi yatıp uyur görünse de, buldukları ilk fırsatta başlarını deliklerinden çıkarırlar."